Friday, April 09, 2010









Yorumlarınızı Yazınız


Yazdır


Arkadaşına Gönder



Basit bir uygulamayla mutluluğu harekete geçirebiliriz.
Mutluluğu harekete geçirin
Okulların açıldığı ya da bazılarının hazırlıklarının yapıldığı şu günlerde, hangimiz çocuklarımıza, MUTLU BİR YIL GEÇİR BİTANEM diye söze başlarız. Anne babalara bence ilk söylenilmesi gereken şey sözcüklerin yaşamı çok etkilediğini çocuklarına öğretmeleri gerektiğidir.
Böyle bir çalışma sonunda mutluluğun herkes için onlarca anlamı olduğunu görerek sözcük yeni bir anlam kazanır, mutluluk alanı genişler. Herkes kendinden damlalar bulabilir. Hayatımız o damların birleşmesiyle şekillenir.
Sözcüklere Anlam Yükleme
Bazen ağzımızdan çıkan bir sözcükle en sevdiğimizi incitebiliriz. Onun alınganlığı ya da yanlış anlaması diyerek savunmaya geçebiliriz. Biz, böyle inciten ve sonra da suçu karşımızdakine yükleyen biriysek, çocuğumuzun ya da gencimizin bizden farklı biri olacağı düşünülemez. Sözcüklere geniş anlam yüklemeyi küçük yaşta öğrenirsek beklentilerimiz de rahata kavuşabilir. Bunu düşünceyle yapabiliriz. Her sözcüğü değerli bir nesneymiş gibi düşünelim. Dolaşılan duygu alanı soyut kavramlarla dolu olsa da doğru bir yerlere geleceğiz. Bazen bir trajedi gibi algıladığımız yaşamı mutluluğa döndürebiliriz.
Polyanya gibi algılamış olmaz mıyız? düşüncesine girmemelisiniz. Sözcüklere hoşgörüyle yaklaşmak, neredeyse çağımızın değer yargılarından biri olmaya aday bir özelliktir. Benim yazdığım yurt dışında ve yurt içinde küçük gruplar halinde uygulamaya başlayan RAY EĞİTİM sisteminde ciddi bir anlam oluşturuyor sözcükler. Bireyin mutluluğunun çok önem kazandığı sistemde, mutsuzlukları yaratan şeyin bazen sözcükler olduğuna karar verilmesi sistemin bir parçası. Beynin programlanması gibi bir şey bu.
Geniş Anlamlı Sözcükler
Özellikle; nezaket sözcüklerinin, duygusal sözcüklerin, yaşama yön veren sözcüklerin kendimiz için neler ifade ettiğini bilmeliyiz. O sözcüklerin hangi kapıları açtığına, sıkıntılı günleri kolaylıkla geçirebilmemizi sağladığına, ya da karşımızdakini yaralamamıza engel olduğuna inanmalıyız.
Hangimiz bir “lütfen” sözcüğü ile yumuşamayız. “ne olursun?” diye yalvaran biri yerine karşınızda “lütfen” diye direnen birini güçlü görmeyiz? “ne olursun?” sözcüğünden sonra verdiğiniz izin, uyduğunuz iş sizi fedakarlık ettiğiniz düşüncesinden kolay kolay alabilir mi
Burada kullandığımız örnek sözcüğün, sadece örnek olma dışında şu an için hiçbir önemi yok.
Anlam Kargaşasından Kurtulun
Çoğumuz sözcüklere anlam kargaşası yaşatırız. Yanlış bir davranışımız da bize çok zor anlar yaşatabilir. Davranışı yapabilmemiz için karşımızda birisi olması gerekir. El kol hareketimiz veya öfkeli ses tonumuz... Kaşımız, gözümüz, kızaran yüzümüz... O kişi bizim bu incitici davranışımızı o anda taşıdığımız diğer durumlarımızla yumuşatabilir. Ama telefonda söylenen bir söz, yazılan bir cümle çoğu zaman bize hiçbir sunumumuzun yardım edemeyeceği zorluklar içinde kalmamızı neden olur. Konuşurken, yazarken çok dikkatli olmamız gerekir.
Söyleyeceğimiz sözlerin karşımızdakini nasıl etkileyeceğini bilemeyiz. Nasıl etkileyeceğini bilirsek bu bizim kaliteli ilişki ve yaşam avantajımız olur.
İç Dünyamızla Bağlantısı
Sözcüklerin iç dünyamızla derin bir bağlantısı vardır. Sözcükleri dar anlamda düşünmemeliyiz. Onları genişletebilirsek, iletişimimiz kolaylaşır, mutluluğumuz artar. Örneğin; MUTLULUK sözcüğü bizim için pek çok şeyi ifade ediyorsa mutlu olmamız kolaylaşır. GÜVEN sözcüğü de yaşamımızı çok etkileyen sözcüklerdendir.
Özellikle çocukları BAŞARI sözcüğüyle bunaltmamalıyız. Başarının anlamı bir sınavı kazanmak, biriyle iyi geçinmek ya da istediğin bir şeyi elde etmekle eşleştirilmemeli, sınırlanmamalı.Başarı, Güven, Mutluluk, Sevgi, İlgi, Beraberlik, eğlence gibi sözcüklerin alanları dar olmamalı. Aile içi konuşmalarımızda, gece oturmalarımızda bu sözcüklere geniş alanlar yaratmalıyız.
Çocuğumuz başarısını yalnız sınava bağlamamalı. Sevgilimiz mutluluğu geniş bir sözcük olarak düşünebilmeli. Mutluluk; bazen sıcak bir çorba, bazen onun bize aldığı bir armağan, bazen bir gülüş, bazen sırtımıza konan eski bir şal olmalı...
Kendinizin en iyi yapabildiği şeyi sevdiğiniz başarı olarak söyleyebilmeli. Yüzlerce defa yaptığınız şeyle gururlanabilmelisiniz. Sevdiklerinizle yapacağınız içten gelen konuşmalar onun mutluluğunu sağlayacaktır.
Her şeyden zevk alan, başkalarına saygılı, sizi onurlandıran, en iyi olmamanıza rağmen rahatlıpını hissettiren, yıllardır sevmeye devam eden, kolay bunalıma girmeyen biriyle yaşamak istemez misiniz?
İş size düşüyor, proje sizsiniz. İsterseniz; çizen de ortaya koyan da, sonucuyla övünen de olabilirsiniz.
Yükünüz çok ağır gibi görünse de, taşınacak yol kısa; dönüş yolu kazançlı ve keyifli, denemelisiniz.


ADİL OLMAYAN EBEVEYN
Çocuklarımıza nasıl davrandığımıza daima dönüp bakmalıyız. Genelde bizler başkalarına sıcak kendimize acımasız davrananlardanız. Bir insana söylenebilecek en kötü sözlerin “kendini düşünüyorsun,” “bencilsin” gibi sözler olduğunu kolaylıkla kabul ederiz.
Biz daima önce başkalarını düşünmeye zorlanırız. Ne kadar gariptir ki en fazla da “etraf için yaşama, kendin için yaşa” gibi öğütlerle karşılaşırız.
Yaşantımız içindeki iki olayı, düşünceyi irdelediğimiz zaman bazı çıkmazlar önümüze konur. Hem önce başkasını düşüneceğim, hem de kendim için nasıl yaşayacağım gibi mantıklı sorular bizi bekler.

E.T İle Karşılaşmamız.
Onunla bir gazete röportajında karşılaştım. Annesinin yanında dolaşıyordu. Küçük yaşta gazeteci adayı gibiydi. On bir yaşındaki çocukla bir boşluk bulup konuştum. Kısa ve davetsiz koçluk görevi üstlenmiştim. Kısa konuşmamız içinde “bizim evde başkalarının çocuklarına iyi davranılır, bana her şey yasaktır” dedi. Bu söz size ilk anda çok itici ve sizin evinizden uzak bir davranış gibi görünse de, sizin için söylenmiş bir söz olduğunu bir süre sonra anlarsınız.
Örneklerle sizi bu yanlış ve adil olmayan davranıştan uzaklaştırmak isterim.
Evinize çocuklu bir konuk geldiğinde, çocuğun yaptığı bütün yaramazlıklara katlanırsınız. Çocuk sehpaların üzerinde arabalarını sürer, yastıkları yere atar, hiç sesiniz çıkmaz. Bir tek sözcük dudaklarınızın arasından adeta süzülür “canım ne olacak, çocuk o, ondan kıymetli mi rahat et şekerim”
Konuğa her şey serbesttir. Çocuğun annesi ya da babası onun bu davranışını engelleyemese de; istemez ve huzursuzluğunu belli eder. Ama siz, sürekli rahatlatmaya çalışırsınız. Ne demeye çalıştığınızı anlayamayan aşağı yukarı ayni yaştaki sizin çocuğunuzun ne düşündüğünüzü, nasıl bir ruh hali içinde sizi izlediğini, size onun ne sıfatlar yüklediğini düşünemezsiniz. Gençleriniz için de ayni şey
“o genç canım düzelecek”
Biz Birbirimizi Dinlerken Hatalar Yapıyoruz
Psikologlara gitmiyoruz, birbirimizi tedavi etmeye kalkışıyoruz veya böyle daha rahat olduğuna, sorunların masrafsız ve eğlenceli bir şekilde çözüldüğüne inanıyoruz. Bu tür buluşmalarla, sohbetlerle başkasına zarar verdiklerimiz de oluyor. Bu nedenle çocuk eğitiminde sorunlarla karşılaştığımızda bunu mutlaka uzmanlara bırakmalıyız diye düşünüyorum.
Kahve sohbetlerinde başkalarının dertleri derdimiz, yaşamlarındaki yanlış kararları bizim de kararlarımız olup çıkıyor. Başka bir yönden de başkasının dertlerini dert edinerek mutsuz oluyoruz.
Çocuk Sohbetleri
Kızlarımız ya da genç erkeklerimiz hatalar yaparak yaşama hazırlanırlar. Onları yaşama en iyi şekilde hazırlamak bizim görevimiz. Birbirimize çocuklarımızı anlatırken dertleşir, sakinleşiriz. Psikologlara boşu boşuna para vermediğimizi, gelenek ve göreneklerimizden gelen bir alışkanlığın bizi rahatlattığını düşünürüz. Bu doğrudur, ama
bazen durum, böyle basit değildir, dertleşmeler ağır dert yaratabilir.
Çocuklarımızın yanlışlarını birbirimize anlatabiliriz. Kendi çocuğumuzun olduğu bir ortamda, arkadaşımızın genç kızının yaptığı bir yanlışı dinlerken son derece mantıklı, sabırlı ve hoşgörülü yaklaşmak da gelenek ve göreneğimizdir denilecek kadar topluma mal olan bir davranış şeklidir. Çocuktur, gençtir, hata yapacak… Bir başka çocuğun yanında diğerini konuşmak ve psikolog ya da pedagog duyarlılığı ile yaklaşmak, doğuştan bizlere verilen bir özellik mi?
Hepimizin diline birkaç kez gelir. Kendi kendimize teselli adına ürettiğimiz onlarca sözcük bulabiliriz.
“Canım çocuk bu”
“ Canım genç bu”
“Okul başarısı her şey değil”
“ Her yerde başarılı olur”
“Senin gibi bir ana babanın çocuğu”
“Herkesin bir kusuru var, daha öğrenir”
“Daha önüne ne fırsatlar çıkar”
“Herkesin çocuğu neler yapıyor”
Bizi dinleyen evladımız, ağzımızdan çıkan bu yumuşacık sözlerle dehşete kapılabilir. C.G de dehşete kapılanlardan biri. Annesinin kendisine karşı adil davranmadığını düşünürken, bambaşka bir ruh hali içine giren bir genç kız.
Güvenmeyen, inanmayan, saymayan davranışlarının nedeninin bu olduğunu, ailesinin; bir kez de, yardım etmesini istediğim psikolog kardeşimden duymalarını istedim. Ben bu ortamı hazırladığımda C.G kendisi gibi davranan arkadaşının davranışlarını hoş görmelerini öneren annesiyle bağlarını koparmak üzereydi. Benim annem nasıl böyle olabilir diye sorgulamaya başlamıştı.
E.T’nin kızı annesinin hiç de adil olmadığına karar vermişti.
Kendi çocuklarımızın hatalarını zor affederken veya büyütürken sabırlı ve anlayışlı yaklaşamıyoruz. Arkadaşımızla olan ilişkimizde doğru davranmayı, örnek olmayı, fayda sağlamayı tam hedefliyoruz. Bilinçaltımızda yatan bu.
Buradan sonuca geldik. E.T nin benden yardım istemesini sağlamak benim becerime kalmıştı. Sonunda kızıyla olan ilişkisinde destek beklediğini söyledi. Ona tek bir cümleyle yardım ettim. “Kendi kızınıza başkalarının çocuklarına davrandığınız gibi davranın yeter, adil olduğunuzu hissettirin.” O bu sözü ancak psikolog görüşmesinden sonra anladı.
Keşke kendi çocuklarımızı da yanlışları karşısında başkasının çocuklarına davrandığımız gibi davranabilsek. Ya da sevinçleri, ya da mutlulukları, ya da başarı ve başarısızlıkları durumunda…
ÇOCUK EĞİTİMİNDE YUVALAR VE
ETÜT EVLERİ
Çocuğuyla herkes daha fazla ilgilenmek ister. Çocuklar da anne ve babalarıyla olmak, dolaşmak, oynamak…
Çocuklarıyla beraber olamamayı bir sorun haline getirdikleri için ileride kariyer planlı işlerini tamamen bırakan anneler biliyorum. Babalar hiç duymadım. Ne yurt içinde, ne de yurt dışında. Böyle durumlarda, bir yıl gibi kısa bir süre içinde hata yaptığını anlayan anneler; işlerinin başına dönerler.
Bir anne çocuğu ile ilgilenirken birlikte yapabilecekleri en iyi uğraşları, zaman geçirme yöntemlerini; örneklerle sıralayabiliriz. Yüzme kursu olabilir. Çocuğunu beklerken anne, orada arkadaş edinir, güzel zaman geçirir, mutlu olduğunu düşünür. Kurstan sonra temizlik ve yemek derken uyku saati gelir. Bir ev kadının gezeceği, arkadaşıyla kahve içeceği saatte, çocuğu genelde uyur. Anne de bu saatler içinde kitap okuyarak, dergi karıştırarak, temizlediği yerleri bir kez daha temizleyerek zaman geçirir.
Doğru olan nedir?
İşi bırakmak mı, devam mı etmek?
Bu karar her ailenin yaşam koşullarına, sosyal yapısına, aldıkları eğitime göre değişir. Ama yine de yapımızı fazla önemsemeyip, bazı deneyimlere kulak vermek gerekir.
Babalar eşleriyle daha iyi iletişim kurabilmek, gelecekteki günlerde de mutlu yaşayabilmek için, eşlerinin çalışmasını desteklemeli, çocuklarının bakımını profesyonellere bırakmalılar. Anneyi de kendi alanında iş yapmasından zevk alan bir eş olarak görmenin zevkini yaşamalılar. Böyle bir eş akıllı davranıyor diyebilirim. Kendi mutluluğuna katkıda bulunuyor da diyebiliriz. Anne geriye kalan zaman dilimi içinde çocuğu ile sağlıklı iletişim kurabilir, onu özlediği için daha sabırlı da davranarak gelişimine olumlu destek verebilir.
Yuvalar ve ana okulları 21. Yüzyılın en harika eğitim basamakları. Buna kreşleri ve etüt evlerini, yaz kamplarını da eklemeliyiz. Buralarda; beslenme, beslenme uzmanlarıyla. Eğitim, eğitimcilerle, gelişim gelişim uzmanlarıyla çözülünce; anne babaya sadece çocuklarını sevmek ve kendi güzel özellikleriyle onlara destek vermek kalabilir. Bu kurumlarda eğitilerek büyütülen çocuklar sağlıklı bir ömür sürecekler diyebiliriz. Bu kurumlarda doğru ve sağlıklı olan yapılınca çocuk da karşılığı kendini belli eder.
Bu kurumlara gönderilmeyen çocukların aile ve babalarına gerçekten çok ağır bir sorumluluk düşmekte.

SWOT ANALİZİ

İnsan iliksileriyle ilgili
Nitelik ve kalite, günümüzde yaygın bir şekilde "marka" olarak da adlandırılmaktadır. sürekli ve doğru bir şekilde yenilenme süreçlerine açık olması gerekmektedir. Bir ürünün diğer ürüne, ürünlerin üreticisi ve pazarlayıcısı firmaların başka ürün ve firmalar karşısındaki rekabeti yanısıra, şirketler ve az gelişmiş veya orta gelişmişlikteki ülkelerin çok uluslu şirketler karşısındaki durumu ve nihayet ülkeler arası ekonomik rekabet, konunun önem ve boyutuna işaret etmektedir.
ÇOK ağır ŞARTLAR rekabet edememe DURUMUNU YARATMAKTA. Bu YÖNDEN markalaşmak,toplumsal yaşamın içindeki ürünlerin fefkalede aranan olması, kıymetlenmesi uluslararası koşullara karşı bir güç oluşturma ve görev üstlenmekte.
Firma veya Şirket" imaj yenilemek durumda gibi görünse de esas önemli olan "kupon ve konseptli ürün" tasarımıyla ekonomik hayatta yerini almalı. Kısaca marka, firmaya özgü, imalatına özgü bir durum içindedir. Tasarımcılık bu konuda önemli bir yer edinmekte. "kupon ve konseptli ürün" dünya ekonomi pazarında güçlü bir yer edinmekte. Firma ve Şirket ismi ancak "konsept" imal ürünle öne çıkmakta. İmalat ve pazarlama ise kurumsal bazda patent, dış ticaret, ihracat desteği ve tanıtımını gerektirmektedir. Marka‘nın ülkede özgün ürün yaratmadaki rolü çerçevesinde AR-GE ve (İnovasyon) yenilenme, patent ve mülkiyet hakları çalışmaları özendirilmeli, markaya kadar uzanan süreç, temelini AR - GE ve yenilenmeye dayandırmalıdır.• Marka, daha çok katma değer yaratmak, büyük çapta üretim yapmak, yeni özgün ürün üretmek, kârlılık oranlarını artırmak, modern bir pazarlama ağı oluşturmak gibi gerek bilimsel gerekse kurumsal unsurları tesis etmek için yaratılmalıdır.Ne gibi çalışmalar yapmak bir firmanin swot analizi SWOT Analizinde amacımız; iç ve dış etkenleri dikkate alarak, varolan güçlü yönlerimizden ve fırsatlardan en üst düzeyde yararlanacak, tehditlerin ve zayıf yanlarımızın etkisini en aza indirecek plan ve stratejiler geliştirmektir.
SWOT analizi, sadece güçlü olduğumuz ve büyük fırsatların yattığı alanlara odaklanmamızı sağlamakla kalmayıp zayıf olduğumuz ve gelecekte bizi bekleyen tehditleri de görmemizeGüçlü Yönlerin Saptanmasında
*Üstün noktalarım nelerdir ?
*Neleri iyi yaparım ?
*Başkaları, güçlü yanlarım olarak neleri görmekteler ?
*Hangi tür işleri daha iyi yapıyorum?Zayıf Yönlerin Saptanmasında
*Neleri kötü yapıyorum ?
*Neleri iyileştirmeye gereksinimim var ?
*Başkaları hangi konularda benden daha iyiler ?
*Başkalarının gözüyle ne gibi zayıflıklarım var ?Fırsatların Saptanmasında
*Çevremde ne gibi ilginç gelişmeler yaşanıyor, neler olup bitiyor ?
*Önümde duran fırsatlar neler?~Fırsat yaratan kaynaklar nelerdir ?
–Teknoloji ve pazarda oluşan değişimler
–Hükümet politikalarındaki değişiklikler
–Sosyo-kültürel yapıdaki değişimler
–Yerel olaylarTehditlerin Saptanmasında
*Önümde ne gibi engeller var ?
*Rakiplerim ne durumdalar ?
*İş, ürün veya hizmet standartlarında her hangi bir değişim söz konusu mu ?
*Değişen teknoloji her hangi bir şekilde beni tehdit ediyor mu ?
*Finansal sorunlarım var mı, yoksa hangi durumlarda çıkabilir?
gibi genel soruları kendimize yöneltmeliyiz ve tamamen gerçekçi olmalıyız.
Kişisel SWOT analizimizi yapabileğimiz gibi kurumlarda da beyin fırtınası yöntemleriyle SWOT analizi yogun olarak yapılmaktadır. Özellikle iş görüşmelerinde “Kendinizi kısaca anlatın, güçlü yönleriniz nelerdir?” şeklinde sorularla karşılaşma olasılığınız yüksektir.
SWOT analizi sonucunda:
*Güçlü yönlerimizi fırsatlardan yararlanacak şekilde kullanabiliriz.
*Zayıf yönlerimizin farkına vararak onları güçlü yönlere dönüştürecek stratejiler geliştirebiliriz.
*Çevremizdeki tehditleri güçlü yanlarımız ile bütünleştirilebilecek fırsatlara dönüştürebiliriz.

MESLEK SEÇERKEN

İKİ MESLEKLİ OLMAK
www.filizinkalemi.blogspot.com
filiztosyali@yahoo.com
Kendisi ve ailesi için bir şeyler yapmak ve mutlu yaşamak isteyen erkekler çoğaldıkça kadınlar da kendilerine çeki düzen veriyorlar. Eğitim seminerlerinde ön sırada oturanlar daima kadınlar. Hem sayıca da bu tür eğitim anlarında fazla olan kadınlar; durmadan kendilerini yenileme ve gelişme çabası içindeler.
Gece yarısına kadar süren yaygın öğretim de dünyada gittikçe artmakta. Türkiye’de bu dünya değişimine ayak uydurdu. Çeşitli sertifikalarla meslek edinen kadınlar gelişimlerini tamamlarken, dünyanın yeni kuralına uyarak çift meslek sahibi olma konusunda erkeklerden nerdeyse öndeler. İki dil üç dil derken dünya öyle bir yere geldi ki, tek meslekle yaşamı sürdürmek neredeyse olanaksız. Çağın hızı içinde meslekler de insanların balını döndürmekte. Bir gün içinde 59 tane jel şirketi kurulunca Kimya mühendisliği önem kazandı, neredeyse kimya mühendisi olduklarını unutanlar mesleklerini hatırladılar. Yarın ne olacak? Hangi meslek önem kazanacak, hangi dalda iş arzı artacak tahmin etmek çok zorlaştı.
Halk Eğitim Merkezlerinde verilen bu eğitimler, modüller sistemler üzerine kurulmuş.
Ben de günde dört saat gibi bir öğretmenliği üstlenip de -İleri İnsan İlişkileri- Yaşam Koçluğu konusunda ders vermeye başladığımda bu eğitim evlerinin ne kadar önemli bir görev üstlendiğini gördüm. Saz çalmaktan tutun da, web sitesi hazırlamak, en ileri tekniklerle grafik alanında eğitim almak; İspanyolca’dan İngilizce’ye kadar bütün dilleri ana diline yakın bir şekilde öğrenmek mümkün. Öğrencileriniz bazen bir hukukçu, bazen bir mühendis, bazen bir doktor ya da bir ev kadını olabilmekte. Yaşları öğrencilik yaşının çok üstünde olan bu insanlar bilgiye dört elle sarılıyorlar, zamanı böylesine iyi kullanan birilerine daha önce hiç rastlamadım. Yaşamlarında kaybettikleri fırsatları değerlendirebilmek için eğitmenlerinin ya da öğretmenlerinin ağzından çıkan her sözcüğü atlamadan beyinlerine yerleştirmek için büyük çaba gösteriyorlar.
Yetişkin eğitimin şekillendiği 21. Yüzyılda Halk Eğitimlerinin büyük bir boşluğu kapattığına ve topluma güçlü bir hizmet sunduğuna inanıyorum.
Yolunuz buralara düşerse, bir giysi işletme, folklar grubunuza bir giysi hazırlatma, ya da güzel bir sergide soluk alma şansınız da var. Kadıköy Halk Eğitim Merkezine mutlaka uğrayın. Buraya yolunuz uzak olsa da memlekete geldiğinizde mutlaka size yakın bir Halk Eğitim merkezine ulaşabilirsiniz.
Ciddi, pratik ve çalışkan yöneticilerle idare edilen bu yaygın öğretim evlerine hayran olmamak olanaksız. Yeni bir meslek yeni bir insan yaşamınızda ne kadar önemli bilmiyorum, ama artık Türkiye’deki kadınlar iki dil, üç dil bilmekle yetinmiyorlar; iki meslek sahibi olmak için büyük çaba gösteriyorlar. Galiba iki meslek sahibi olanlar gelecekte de işsiz kalmayacaklarını kanıtlamış durumdalar. Şimdi gençlerimize iki dil üç dil alın derken: İki meslek edinin demeyi de ihmal etmiyoruz. Şu an en başarılı eğitim kurumları arasında Halk Eğitim Merkezleri var.

Etkinliklerini okuyun Dusod Derneği Manevi desteği ile yapılan bu kampa çocuklarınızı gönderin






Bodrum Bitez Yalısı Hakan Otelde tatil bir kampın kapılarını açar. Dusod Derneği çocuğunuza destek veriri. Çocuğun gelişimi Tosipoto Filizin Kalemi eğitimden geçer.
Bir değişim ve ilerleme kampı
filiztosyali@yahoo.com
05336666903
DUSOD ve kURUCU BAŞKANI FİLİZ TOSYALI SANAT YÖNETMENİ ÜMİT KİREÇÇİ NELER YAPIYOR
Sizin ve çocuğunuz için yola çıktılar
YAZ KAMPLARI kayıtları devam ediyor.
Her yerde festival var Ama Dusod Derneği Desteği ile yapılan etkinlşkler doyumsuz bir tat veriyor. Bir daha bir daha...
Şanlıurfa Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba DUSOD Derneği ve XS Ajans işbirliği ile “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında düzenlenen “Çizgi Roman Yapalım Atölyesi”ne Şanlıurfalı miniklerin ilgisi yoğun oldu.

Peygamberler Şehri Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında düzenlenen “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında Karakoyun İş Merkezi önünde kurulan dev çadırda minik çocuklara yaklaşık 2 saat çizgi-roman tekniğiyle keyifli anlar yaşatıldı. Şanlıurfa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nce TURKCELL’in de katkılarıyla gerçekleştirilen “5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında düzenlenen “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında düzenlenen “Çizgi Roman Yapalım Atölyesi”ne Şanlıurfalı miniklerin ilgisi yoğun oldu. Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) Kurucusu, Edebiyat Şenliği’nin Organizasyonunu gerçekleştiren DUSOD Derneğinin Üyesi Sanat Yönetmeni Ümit Kireççi’nin idaresinde Rıdvan Şoray’ın çizimleriyle renk kattığı etkinlikte minikler hayli ilginç fikirler sundular. Çizgi roman sanatının ülkemizde hak ettiği değeri görmelidir diyen Sanat Yönetmeni Ümit Kireççi, “Kısaca Teksa-Tommiks denilen ve küçümsenen ülkemiz, çizgi romanı bir sanat dalı olarak görmeli bu konuda müzeler açmalı ve sanatçılara değer vermelidir” dedi. 2008 yılından bu yana Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) olarak Türkiye’yi karış karış dolaştıklarını çizgide yetenekli genç ve çocukları atölyeye kazandırdıklarını kaydeden Kireççi çizgi roman sanatını hak ettiği yere getirmeye çalıştıklarını söyledi. Minikler kendilerini bu imkanı sunan Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba’ya teşekkür ettiklerini kaydettiler.1. Edebiyat Şenliği’ne katılan tüm yazarlara ve “çizere” teşekkür belgelerini takdim etti
Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali kapsamında 1. Edebiyat Şöleni kapsamında Şair Nabi Kültür Merkezi’nde şiir dinletisi ve öykü anlatımı yapıldı
“Peygamberler Şehri Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında organize edilen “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında Şair Nabi Kültür Merkezi’nde şiir dinletisi ve öykü anlatımı yapıldı. Turkcell’in katkılarıyla Şanlıurfa Belediyesi tarafından organize edilen “Peygamberler Şehri Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında düzenlenen “1. Edebiyat Şöleni”nde şairler Şanlıurfalılarla buluştu. Ülkü Kireççi’nin organizatörlüğünü yaptığı Şair Ayhan Can’ın keman dinletisi ve şiirleriyle renk kattığı etkinlikte Nebahat Ercan, Gülay Birkl, Hüsnan Şeker, Bekir Şirinoğlu, Şükrü Algın ve Remzi Kara birbirinden güzel şiirlerini seslendirdi. Etkinliğin ikinci kısmında ise davetlilere çizgi roman tekniği ile öykü anlatımı gerçekleştirildi. Yazar Filiz Tosyalı’nın anlatımında Rıdvan Şoray’ın müthiş çizimleri ve Ümit Kireççi’nin oyunlarıyla özellikle çocukları oldukça eğlendiren öykü anlatımında Dedekorkut’tan günümüze miras kalmış olan anlatı geleneğiyle bir oyun tiyatrolaştırıldı. Şanlıurfa Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, şiir dinletisine katılan şairlere birer şükran belgesi takdim etti. Etkinliğe Belediye Başkanı Fakıbaba’nın yanı sıra Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın ve Mehmet Fevzi Yücetepe ile çok sayıda sanatsever katıldı.

Anlatı Tiyatrosu “Mutluluğun Resmi”
Masal Anlatan - Filiz Tosyalı
Yazan/Oynayan - Ümit Kireççi
Çizer - Rıdvan Şoray
Filiz Tosyalı’nın anlattığı masalı Ümit Kireççi canlandırıyor, Rıdvan Şoray resimlerini yapıyor. Hareketli performans.

Thursday, April 08, 2010

Ceren Tan'ın kardeşiyle bu gün tanıştık. Onun tatlılığına Bakın Ceren kadar sevimli


Ceren için yaşam onunla çok eğlenceli.
Siz de mutlu olmak için yaşam tasarımı yapın. Kişisel gelişiminiz için bizi arayabilirsiniz. Çocuklara Verilen Boşa Gitmez
filiztosyali@yahoo.com
05336666903

Tuesday, April 06, 2010

KAMP KAYDINIZI YAPTIRIN Yaşam Koçu Sertifikası

Çadırlarda konaklama devri bitti, hem tatil hem kamp. Kişisel gelişiminiz için kolları sıvadık. tatil yaparken sınırlı sayıda yaşam koçu yetiştiriyoruz.
Hem tatil yapın hem yaşam koşu sertifikanızı alın, meslek edinin. Asrımızın en sevilen işini yapmaya ilk adımı atın. Yoğun talep üzerine açılan bu tatil büyük ilgi görmekte. Zaman darlığı nedeniyle gün ayıramayanlar için tatillerini en iyi şekilde değerlendirmelrini sağlıyoruz. Denizinizden havuzunuzdan kalmayın kursa devam edin. Yaşam Koçu olun ister büronuzu açın, isterseniz kendi dünyanızı yeniden düzenleyin. yaşama sıkısıkı hem kendinizi hem sevdikleriniz bağlayın. Sertifika programı için bizi aramalısınız. Kurslarımız bodrum'da ve İstanbul'da açılmakta. Her şey gelecek için. Bireysel Koçluk hizmetlerimize de devam ediyoruz.
filiztosyali@yahoo.com
0090-216-5672242
0090-533-6666903
0090-252-3638469

Sunday, April 04, 2010

Yaşam Koçu Sertifika Programı





Bodrum veya İstanbul'da sizin tercihiniz olsun. Yaşam Koçluğu bir meslek oldu. siz de bu mesleğe başlamak ve Yaşam Koçluğu yapmak istiyorsaniz bizi aramalısınız
0533-6666903
Türkiye'de Yaşam Koçları yetiştirmenin gururunu taşıyoruz.
Kursiyerlerimiz Yaşam Koçluğunu bir yaşam şekli yaparak yaşamlarına devam ediyorlar. Bizi arayın uygun zamn ve uygun grubu biz belirleyelim
filiztosyali@yahoo.com
0533-6666903
www.filizinkalemi.blogspot.com
1-RAY-Öğretmen Gerçek Öğreten Olmalı
Bazen öğretmen, bazı çocuklara anlatarak her şeyi yaptırabilir ve öğretebilir. Her çocuğun öğrenme şeklinin farklı olduğunu kabul etmek zorundayız. Bazı çocukların uygulaması gerekir, bazı çocuklara tek tek anlatmak lazımdır. Öğretmenin anlatma ve öğretme şekline uyan çocuklar öğretmenden çok iyi yararlanacaktır. Öğrencinin öğrenme şekliyle öğretmenin anlatma şekli uyuşuyorsa her şey yolundadır.
Günümüz eğitiminde artık çok bilinen bu durum, nedense yine de fazla önemsenmiyor. Bunu önemseyen eğitim kurumları çağın gerçeğini yakalamaya adaydırlar. Öğrenme ve öğretim öğrencinin öğrenme yöntemini belirlemekle mümkündür. Başarı çocuğa önem verildikçe artar. Öğretmen de gerçeği kabul ederse, öğrencilerine de anlatmanın yollarını zaman zaman değiştirebilir, kendine yeni ve geçerli yollar bulabilir. Anne babalarının da beklentisi böylece sınırları aşmaz.
2-Görsel Öğrenciye RAY-Öğretmen Görsel Olabilmeli
Eğitim yuvası görsel çocuklara mutlaka görselliği gelişmiş bir öğretmen bulmak zorunda kalmamalı. Görselliğe ya da işitselliğe göre anlatabilmek, gereğinde duygusal olabilmek öğretmenin başarısı olmalı. Böyle bir özelliğe sahip öğretmen katıldığı eğitim kurumlarından; çalışmasını ve uyumunu görmeleri için süre isteyerek işe başlayabilir. Öğretmen kendine güvendiği için bu sürede başarısını kanıtlayabilir. Uyum çok iyi gözlenebilir. Çocuklarla ve velilerle uyumunu gören hiç bir yönetici onu eğitim ocağının dışında düşünemez. Uyum için neler yapmalısınız diye kendi kendinize sorun.
Öğretmen çocuklarının görsel olduğunu anlayabilecek becerilere sahipse, anlatım şeklini ona göre düzenler. Kendi görselliğini kontrol altında tutması yeterlidir. İşitsel bir öğrenci grubuna bir öğretmen nasıl anlatacağını bilirse öğretmesi yine kolaydır. Öğrencilerinin diğer yanlarını geliştirme çalışmaları yapmak da öğretmene ayrı bir özellik kazandırır. Resim çizdirmek, film izletmek. Yazı yazdırmak bir sürü yöntem üretilebilir.






3-RAY-Öğretmen Öğrencilerini Tanımalı
Öğrencilerini tanıyan öğretmen, trenine görsel öğrencilerle binecekse dürbünler ve görsel iletişim araçlarıyla yola çıkar. İşitselliklerini arttırmak istediğinde işitsellik çalışmaları yapar. Öncelikle bir değişim çalışması yapılacaksa öğrencinin hangi duygularının baskın olduğu araştırılır. Bir kaç soruluk testler yeterlidir. Öğretmen bu testleri kendisi de hazırlayabilir.
Öğrenci hedefini seçim aşamasına geldiğinde, seçmek istemediği zamanlar da yaşanabilir. Orada bırakmak, hedefinden vazgeçmek isteyebilir. Seçerse içinde bulunduğu yolun yerine tren yolunu koymak birer birer yerleştirip, denemek ve hayal etmek. Doğru yöne götürecektir. Uzun zaman alabilir. Acele etmemeliyiz. Öğrencinin karar vermesini sabırla beklemeliyiz.
Genelde seçim aşamasına kendi isteğiyle gelmediği durumlarda bu süre daha da uzayabilir. İlk yapılan hata nedeniyle bu sürenin uzunluğuna katlanılmalı ve beklenilmelidir. Öğretmen acele edip seçim yapmasına yardıma kalkışmamalı, ya da hedef tam belirlenememişse geriye dönüp yeniden başlamaktan çekinmemelidir. Başa dönülmeli, tekrar hedef belirlemesi yapılmalı. Bazen de deneyimli bir koçtan destek alınmalı. İşte gerektiğinde gerektiğini yapabilen, ihtiyacı olunca yardım alabilen öğretmen; farklıdır, daha başarılı olacaktır.
Çalışmayı hem grup hem de bireysel olarak düşünebilirsiniz. Metod ayni gibi görünse de öğretmenden öğretmene değişir. Bir öğretmenin deneyimleri, yaşamında edindikleri onu asla yalnız bırakmaz. Dağarcığından çıkarıp kullanmalı.
Kitabımı okuyan genç öğretmenler; görevleri içinde yaşayacaklarını not etmeli, bir gün gerekebileceğini, en iyi başvuru kitapçığı olacağını unutmamalı. Alınan notlar gelecekte başarıya yardım eder. Geçmişe götüren anılardan büyük sistemler yaratılır.
Ruhun istekleri birbirinden farklıdır, her adımda mükemmelik yatar. Neye göre mükemmelik diye düşünüldüğünde hızınız biraz olsa kesilir, gözleriniz açılır ve doğruya daha çok yaklaşılır.
4-Grup İçinde RAY-Öğretmen
Koçluk Çalışmasına Devam Edebilmeli
Devamı: Sistem Yayıncılık "Koçluk Dansı-Filiz Tosyalı Hazırlanıyor

Okuyucularımla buluşmak çok keyifliydi. Maltepe fuaruında çok sevdiğim KAYMAKAMIMIZ Bahri Tiryaki stantımıza ziyaretime ...