Yazar

İlgi alanlarım: Yönetim, Sosyal Bilimler, Liderlik, İşletme, Strateji, Örgütsel Davranış, Kişilik testleri, gelişim yöntemleri, Küresel Mevzular, Psikoloji, Teknoloji, İş Yaşamı, Toplum Üye olduğum dernek ve klüpler: Uluslararsı Lions, Kazasker Lions Kurucu Baskanı, Dusod Kurucu Baskanı, İstanbul sakatlar dernegi. Yaşam Tasarım Uzmanı-ICF Üyesi KOÇ Uluslararası Koçluk Federasyonu üyesi Yazar-Maliye Maliyet-Otel Yönetimi- Şirket Yönetimi Uzman Coaching Akademi denge eğitim merkezi sertifikalı

Saturday, October 28, 2006

OĞLUNU İHBAR EDEN BABA İÇİN GÖRÜNTÜLEDİM


O mecbur kalmıştı... Bir televizyon kanalında ağlarken gördüm. Oğlu uyuşturucu kullanıyordu. zarar veriyordu etrafa, kendine Gözyaşları içinde polisi aradı baba, başka ne yapabilirdi... Kimbilir kimlerin yüreği yandı, cız etti...
Devamı gençlik sayfamda olacak.
Yaprak; biri yerde sürünüyor, diğeri göklerde geziyor. Acaba ağac ağlar mi yaprakları düşerkenç Sonra alışır mı yerde sürünmesine yapraklarının.

Thursday, October 26, 2006

Brüksel Seni Seviyorum


Brüksel'de yaşayan pek çok insan bu güzellikten habersiz yaşıyor desem inanır mısınız? Kaçınız burayı gezdiniz? Ama Brüksel'e yolunuz düşerse mutlaka gezin.

Sharma Türkiye'ye geldi, ben de davetliydim. Ama ne yazık ki gidemedim. Toplantım nedeniyle... Zaman bazen yetmiyor. Ferrasini Satan Bilge kitabıyla onu tanıyorsunuz. Beni de çok etkiledi. Mutlu Barış Bodrum'dan geldi konferans için. Mesleğinizde veya işinizde ilerlemek istiyorsanız mutlaka fedakarlık etmelisiniz. Hiç bir şey çabasız olmuyor. Mutlu kendini çok iyi geliştiren genç bir psikolog... Ona dikkat edin. Mesleğinde zirveye çıkacak. Ona koçluk ettiğimi söyleyebilirim. Şimdi bu genç hanımefendiyi size model gösteriyorum. Onunla övünüyorum.

Wednesday, October 25, 2006

Aralarında tek bır damla harç yok.
3000 yıldır öylece duruyor.
Çok sayıdaki basamağı inmek zorunda kalmıyorsunuz. Güzel bir manzara var tünelin sonunda. Tünelin içi çok serin yürümek kolay.
Boğazköy'ü mutlaka görmelisiniz. Bu tünel gerçekten çok ilginç. Kafanıza düşüverecek zannediyorsunuz. Sizi gezdiren tur rehberine bunu söylediğinizde size çok ilginç bir söz gelebilir. Keşke düşse hiç unutulmazsınız. Gerçekten bunu sordum sonra da güldüm, rehber; "keşke kafanıza düşse, mucize insan olurdunuz kesin ölümsüz" dedi.
Sizi de güldürdü mü? Gerçekten nasıl düşmez... Bu tünelden adeta cennet gibi uzanan bir vadiye baktik. Ama dönüşte kıymetini anladik. Yüze yakın basamak çıkmak hiç de kolay değildi...


Sizin için fotoğraf çekmek zevk oldu

Çocuk her yerde çocuk. Onlarla konuşmak çok güzeldi. Akıllı ve kendilerine güvenleri vardı, Amerika'da yaşayan Türk çocuklarının

Tuesday, October 24, 2006

Küçük Köpek Amerika'da Yaşıyor



Bu küçük köpekle Newyork'ta tanıştık. Çok iyi kalpli Bir ressam hanımla yaşıyor. Sahibinin tablolarını ilk o görüyor. Ne şanslı değil mi? Peki yaşadığı eve ne dersiniz. Görüşüi nasıl... Sanırım sizler de beğendiniz.
Burası NEWYORK

Amerika'da Yaşayan Yaramaz

Bu küçük köpek Amerika Newyork'ta yaşıyor. Onunla tanıştık. Çok şanslı. Bir ressamla yaşıyor. Ressam Cemile Hanımın ilk resimlerini o görüyor.

Friday, October 20, 2006

Fotoğraf çekmeye başladım

BU FOTOGRAFLARI SİZİN İÇİN ÇEKTİM
Ben aslında fotoğraf çekmeyi bilmem, ama galiba yeteneğimi geliştiriyorum

Alfabe Sırasına Göre Nobel Alanlar

A
Ivo Andriç

B
Samuel Beckett ,
Boris Pasternak Heinrich Böll
Joseph Brodsky
Henri Bergson

C
Albert Camus
Elias Canetti
Winston Churchill
E
Odisseus Elitis
G
Gao Xingjian
André Gide
Günter Grass


K
Rudyard Kipling

H
Hermann Hesse
Knut Hamsun
Ernest Hemingway

L
Selma Lagerlöf

M
Gabriel García Márquez
Necip Mahfuz
Czesław Miłosz


O

P
Harold Pinter
Sully Prudhomme
Orhan Pamuk


T
Rabindranath Tagore
S
José Saramago
Aleksandr Soljenitsin
Mihail Şolohov


John Steinbeck

Neşeli Doğa Öyküleri

DOĞANIN ÖYKÜSÜ
Filiztosyali@gmail.com
ÜÇ BOYUTLU ORTAMDA İNSAN VE SUDAKİ CANLILAR
Bizler yaşadığımız üç boyutlu ortama rağmen çevremize pek dikkat etmeyiz. Oysaki yaşamın belirli bir devresini doğayla iç içe geçirmeyen insanlar başarılı olamazlar. Bütün keşifler, buluşlar doğadan esinlenerek yapıldı.
Deniz bir tutkudur. Claude Debussy denize olan tutkusunu anlatırken kullandığı tek bir cümle bile ona olan sevgisini anlatmaya yeter “….günlük işlerden vücutları bozulmuş insanlar denize sokulmamalı.”
Biz insanlar yüzyıllar boyu suyun peşinden sürüklendik. Asırlardır su kültürü insanları avuçlarının içinde tutmayı başardı. Suya doğru, su tarafına, suya yakın; sulak bir gezegen hayalleri insan yaşamının ekonomik değerlerine imza attı.
İnsanlik tarihini en fazla etkileyen sulardır. Deniz ve balıklar da su sınıflamasında yerini alırlar.
***Japonların çok alıştıkları bir trampet sesi vardır. Bu herhangi bir okulun yürüyüşe çıkan minik öğrencileri degildir. Bir milyondan fazla gölge balığının ayni anda trampete benzeyen bir ses çıkarmasıdır. Üreme zamanlarinda bu ses artar. Sesleri bir birlerine uyum sağlayarak çıkarırlar. Şafak vakti tam bir koro oluştururlar.
***Migra balığı tam bir akrobottur. Bir akrobota örnek olacak bütün hareketleri suda yapar. Başaşağı durur, gövdesinin yarısını sudan çıkararak dans eder.
***Zannetmeyin fokların şirinliğini hemen keşfettik ve onlarla eğlenmeyi seçtik. Biz daima hayvanlardan nasıl yararlanabiliriz diye düşündük. Şimdi fokların havuzlarda bizi neselendirdigine bakmayin. Onlar ilk fark edildiklerinde hemen nasil yaralanabiliriz diye düşünüldü. Taşımada kullanılmaları uygundu. Ancak eğitimlerinin sonu başarısız oldu. Sadece yiyeceği almayı öğrenebildiler... Bu konuda işe yaramadılar.
***Deniz sonarı ya da radar. Deniz aslanlarından örnek alınarak yapıldı, kullanıldı. Deniz aslanları doğuştan sonarlı canlılardır. Gözleri keskin değildir. Ama vücudundaki radarıyla yapamayacakları şey yoktur.
Radarı neresi mi?
Tabi ki o güzel bıyıkları.
***Berberlik mesleği bize balıklardan kaldı. William Beebe Haiti açıklarında ilk berberlerle tanıştı. Lapinagillerden balık türleri papağan balıklarını temizliyorlardı.
Balıkların daima temizleyen bir berberleri vardır. Onlar sıraya girerler ve berberlerinin kendilerini temizlemesini beklerler. Bunu ilk bulan kisi Conrad Limbaugh. Bir levreğin temizlenmesini inceledi. Tam üç dakika sürdü.
Temizleyici balıklar özenlidir. Parlak ve gösterişlidir. Şık berber kızlar gibi. Onlar temiz olmasa kim temizlik için gelir.
*** Upuzun bir kordon düşünün elektrik prizine uzanan. Işiniz bitti bir düğmeye basın ve kaldırın. Tıpkı minokop balığının kuyruk yüzgeci gibidir. O upuzun kordon. Kuyruk uzar uzar. Yüzmeye karar verince de titrer. Yavrular hemen titreyen kuyruğun peşine takılıp yüzmeye başlarlar. Gruptan birinin kuyruğunu titretmesi yeter.
*** Charlemagne 809 yilinda Hamburg’u bir ringa limani olarak kurmustur.
*** Kuzey Prusya kiyilarinda Norvec ve Belcika’ya uzanan kesimde serbest şehir ve eyalet vardi.
***Hollandalıların ringa avlamalarına karşı Ingilizlerle savasmalarina neden oldu. Bu anlasmazlik, Stuart devrinde Kraliyet donanmasinin kurulmasinin nedenidir.1902 de Rus Japon savasi ringa baliklari nedeniyle cikti.
***Afrika sahillerinde yaşayan mücevher balığının bebek odası vardır. Yuvadan ayrılan yavruyu anne de baba da tanır. Yavruyu bulup getirip bebek odasına yerlestirmek genelde babanın görevidir. Bazen bir yaşına gelen yavrularını bile tanıyabilirler. Bizdeki bebek odaları mücevher balıklarından çok sonradır.
***Afrikada bir zamanlar ağrı ve sızıların tedavisinde “elektrikli yayın” balığı kullanılırdı. Balık canlıyken ağrıyan yere yerleştirilirdi. Hasta elektrik şokuyla sarsılırdı. On birinci yuzyilda elekroterapi yöntemi. Baron Frederich ve Humboldt bu elektrikli balıklardan birinin üstüne çıktı, ağrıları dayanılmaz haldeydi, uyuştu, kaldı..
Torpil balığı aspirin gibidir. Başağrısını geçirirdi. Gut tedavisi de elektrikli balıklarla yapildi.
Elektrikli balıkta elektrik organı gövdenin ve bir de kuyruğun altındadır. Bir kas tabakası gibi yerleşir. Av yakalamak, düşmanları uzaklaştırmak da bu organın görevidir. Peki ya piller, onlar da elektrikli balıklardan esinlenerek yapıldı. Balıkların bir tarafı anot bir tarafı katottur. Sonsuz su da pili tamamlar.
***Tayland’da yaşıyorsaniz “Dövüşken Balık” yaşamınızın bir parçası olur. Kavanozlarin içine konur ve dövüştürülür. Sizin göreviniz izleyicilerle beraber bahse girmektir. Kimin balığı kazanacak? Öfkeli olanın kazandığını zannetmeyin. Sinirlenirine hakim olan balık da olsa değerlidir. Biri mutlaka öfkeden kavanozu çatlatır. Sizin bahsinizde o balik varsa kaybettiniz demektir.