Yazar

İlgi alanlarım: Yönetim, Sosyal Bilimler, Liderlik, İşletme, Strateji, Örgütsel Davranış, Kişilik testleri, gelişim yöntemleri, Küresel Mevzular, Psikoloji, Teknoloji, İş Yaşamı, Toplum Üye olduğum dernek ve klüpler: Uluslararsı Lions, Kazasker Lions Kurucu Baskanı, Dusod Kurucu Baskanı, İstanbul sakatlar dernegi. Yaşam Tasarım Uzmanı-ICF Üyesi KOÇ Uluslararası Koçluk Federasyonu üyesi Yazar-Maliye Maliyet-Otel Yönetimi- Şirket Yönetimi Uzman Coaching Akademi denge eğitim merkezi sertifikalı

Tuesday, December 16, 2008

Çocuk Gençlik Kampı sizinleyiz






Çocuklarınızın ve gençlerinizin kamp kayıtlarını yaptırmalısınız. Kültür Sanat ve İletişim Kampı gençlerin ufuklarını açıyor.
Bize yazmalisiniz sorularınızı ve basvurunuzu interneyt yoluyla da yapabilirsiniz.
00905336666903
filiztosyali@yahoo.com

Thursday, December 04, 2008

Çocuk Kampı 2009

Bodrum deniz kenarı Bitez yalısı mandalina bahçeleri arasında sizi ağırlamaya hazırlanıyoruz.
00905336666903

2009 Yaz kampı özenle hazırlanıyor

Katılımcılarını bekleyen kamp ve program için bizi arayabilirsiniz
0533-6666903
02165672242
Bodrum Bitez yalısında bu yılda kamptayız. Kültür Sanat ve İletişim Kampı sizi bekliyor.
SANAT-KÜLTÜR ve İLETİŞİM KAMPI
DUSOD KAMPÜSÜ
KAMPLAR YAŞAM TASARIMI
YAPMALARINI SAĞLIYOR
10 ar günlük devreler halinde devam ediyor.
*Yüzme
*Kurdele nakışı
*Olta ve balıkçılık
*Doğaçlama Tiyatro( Almanca-İngilizce-Türkçe)
*Televizyon sunuculugu deneyimi
*Kukla Yapımı
*Kucuk Filizoflara Film Etkinligi- Fotograf
*Yazi ve gazetecilik atolyesi( Her donemde cocuklar mutlaka Cokertme Gazetesinin bir sayisini cikariyorlar)
*Alet kullanma-kucuk sandık sandalye ve masa sehpa gibi
*Deniz sporları(otel dışında sahilde spor okulunda ayri bir odeme gerektiriyor. Sorf, kata, yelken istek üzerine anlaşarak gerçekleştiriliyor- ogrenciler bunu gunluk olarak da yapabiliyorlar-program icine yerlestirilebiliyor.)
Size ornek bir program eklemek istedim bizim uyguladigimiz kamplardan birinin.


Kız ve erkek öğrencileri katılabilir.

Amaç: Etrafıyla iletişim kurabilen, kendini kabul ettirirken, ne istediğini bilen; karar verebilen. Zamanı iyi kullanan, program yapan ve uyan; yeteneğini geliştirmek için çaba gösteren, vermesi gereken emeği esirgemeyen gençlik özelliklerini kazandırmak.


Hedef:

Çocukların yeteneklerini açığa çıkarmak. İleride seçecekleri mesleklerde başarılı olabilmeleri için ufuklarını genişletmek. Zamanlarını iyi değerlendirmelerini sağlarken geliştirilen hobileriyle, yapacakları işlerde onları öne çıkarıp; mutlu, öz güveni olan, ruh ve beden sağlıkları gelişmiş, dünyayı ve insanı seven kendini seven ve güvenen bireyler yetiştirmek. Gezmeyi yaşamayı zevk almayı bilen, araştıran, gözlemleyen eğlenceli bir grubun parçası olmak.








KAMPTA ÇOCUKLARIN GÜNLÜK PROGRAM İÇİNDE
KAZANACAKLARI
BECERİLER
-Çok ünlü Türk ve yabancı yazar, şairler kampa davet edilecek, çocuklarla çalışmalar yapılacak, çocuklarla konaklayacaklar. Fazıl Say annesi ogluna nasil destek verdigini anlatarak, sanatla ugrasanlara dunya capinda is yapabilmenin yollarini anlatacak.

1-GENÇLERE FİLM VE FOTOĞRAF ATÖLYESİ- SORUMLU
Tanınmıs Film Yonetmeni
-Digital fotograf yukleme, gonderme, bilgisayar ustunde kucultme buyutme, netlestirme; becerilerini kazanacaklar.
-Film ve televizyon sanatçıları davet edilecek çocuklarla karşılaştırılıp tanıştırılacak.
-Kendi makinelerini kullanarak öğretmen denetiminde filmlerini çekecekler
2-KURDELE SANATI
El becerilerini artırmak için bir nakış işi olarak öğretilecek. Döndüklerinde nakış yapabilecek kadar öğrenecekler. Her biri bir etkinlik ortaya cikaracak
3- YÜZME ÖĞRETME
Yüzme bilmeyenlere yüzme öğretilecek. Her çocuk yüzmeyi öğrenerek dönecek.
4-TİYATRO ve STORY TELLING
Lila Dusler Tiyatrosuyla calisiyoruz. Sanat Yonetmeni Umit Kirecci
5-YAZI ATOLYESI
Yazim kurallarinin pratik yasamda kolaylikla sekilenmesi
Okuma etkinligi
COKERTME GAZETESININ bir sayisini cikariyorlar. Bunun icin gerekli egitim veriliyor.
6- GEZİ ve ETKİNLİKLER-Sunumlar ve eğlenceler

Yemek saatleri: Kahvaltı:8.30-9.30
Öğle yemeği:12.30-13.30
Akşam Yemeği:19.30-21.00
KAMP PROGRAMI
DETAYLARI ve Fiyat

OTELIN KONUMU;

Denize 70m uzaklikta. Degisik plaj alternatifleri var. Su sporlarina uygun bir sahil. Kata, sorf, yelken yapma olanaklari.

ODALAR;

**İki kişilik uc kisilik ve dort kisilik tek bir oda
(Tv, telefon, dusa kabin, klima istenirse mini bar)

OTEL DUZENI

**Her gun carsaflar degisir.
**-Gece bile havlu alabilirsiniz

**Otelde, odalarda ve havuz basinda kablosuz internet baglantimiz var. Bu hizmet ucretsizdir.
**-Otelimizin terasi vardir.
**-Havuzbasi toplantilar icin cok uygundur, otel butun toplanti ve gosterilere deneyimlidir.
**30 kisinin sandalye duzeniyle oturabilecegi kapali salonu vardir. Salon klimalidir.
**Otelde utuletme ve camasirlari yikatma olanaginiz vardir. (Parca basi bir fiyatla uygulanir)

YEMEKLER
KAHVALTI
-**Kahvalti acik bufedir.
OGLE ve aksam yemekleri servis usul verilir. Ogle yemegi 3 kap aksam yemegi bes kap seklinde hazirlanir. Cocuklar istedikleri kadar alabilirler.
İKİNDİDE bir kek bir sandvic gibi bir sey ikram edilir.

Yemekleri gunluk hazirlanir. Et yemekleri doyurucu ve garniturleri cok zengindir. Ozel olarak hazirlanir. Hepsi organiktir, taze sebze, et, balik kullanilir.
**Her gun yemekte corba da bulabilirsiniz. Yoresel otlarla yapilmis yemekler de bufede sunulur.

Yaz Kampı Gençler ve çocuklar icin Kamp 00905336666903











Yaz Kampı2009 en iyi seçim Dusod Yaz Kampı




Dusod Özel yaz Kampında size her şey en iyi şekilde sunulmaya hazır. deneyimli eğitimciler sizin le ilgilenir.

00905336666903
filiztosyali@yahoo.com

SAİME TOPTAN ENGELLİLER FUARINDAKİ SÖYLEŞİSİNDEN


Yine bilgilendik, yine çok şey öğrendik. Kazasker Lions olarak oradaydık

KİTAP EKLERİ

3 ARALIK 2008 BİRGÜN KİTAP EKİ (KİTAP EKİ 15 GÜNDE BİR ÇIKIYOR.)
3 ARALIK 2008 YENİ ŞAFAK KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER AYIN İLK ÇARŞAMBA GÜNÜ ÇIKIYOR.)
4 ARALIK 2008 CUMHURİYET KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER HAFTA PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKIYOR.)
5 ARALIK 2008 RADİKAL KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER CUMA GÜNÜ YAYINLANIYOR.)
5 ARALIK 2008 DÜNYA KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER AYIN İLK CUMA GÜNÜ ÇIKIYOR)
1 ARALIK 2008 ZAMAN KİTAP EKİ (HER AYIN İLK PAZARTESİ GÜNÜ ÇIKIYOR.)
10 ARALIK 2008 SABAH KİTAP EKİ(KİTAP EKİ HER AYIN İKİNCİ HAFTASI ÇARŞAMBA GÜNÜ ÇIKIYOR.)
10 ARALIK 2008 MİLLİYET KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER AYIN İKİNCİ HAFTASI ÇARŞAMBA GÜNÜ ÇIKIYOR.)
11 ARALIK 2008 CUMHURİYET KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER HAFTA PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKIYOR.)
12 ARALIK 2008 RADİKAL KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER CUMA GÜNÜ YAYINLANIYOR.)
14 ARALIK 2008 AKŞAM KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER AYIN İKİNCİ HAFTASI PAZAR GÜNÜ ÇIKIYOR.)
15 ARALIK 2008 VATAN KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER AYIN ONBEŞİNDE ÇIKIYOR.)
17 ARALIK 2008 BİRGÜN KİTAP EKİ (KİTAP EKİ 15 GÜNDE BİR ÇIKIYOR.)
18 ARALIK 2008 CUMHURİYET KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER HAFTA PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKIYOR.)
19 ARALIK 2008 RADİKAL KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER CUMA GÜNÜ YAYINLANIYOR.)
25 ARALIK 2008 CUMHURİYET KİTAP EKİ (HER HAFTA PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKIYOR.)
26 ARALIK 2008 RADİKAL KİTAP EKİ (KİTAP EKİ HER CUMA GÜNÜ YAYINLANIYOR.)
31 ARALIK 2008 BİRGÜN KİTAP EKİ (KİTAP EKİ 15 GÜNDE BİR ÇIKIYOR.)

Thursday, November 20, 2008


Gezici Tiyatro okulumuzun minik öğrencileri

DUSOD GEZİCİ TİYATRO ve ÇİZGİ ROMAN ATÖLYESİ

Zonguldak1. Edebiyat Festivali Dusod Derneğinin katkılarıyla Zonguldak Belediyesinin desteği ile yapıldı. Çocuklar Çizgi Film sınıfında ve Tiyatro etkinliğinde çok mutlu oldular. Felsefe Atölyesi de çocukların duygu ve düşüncelerini harekete geçirdi. Filiz Tosyalı ve Ümit Kireççi projeye başkanlık etti. Ulviye Alpay, Nebahat Ercan, Gönül Özgül kitap severlere kitaplaroını imzalayarak sohbet ettiler. Üç gün boyunca süren FESTİVAL Zonguldak şehrine sevgi taşıdı. Meclis Başkanımız Köksal Toptan ve eşleri Şair Saime Toptan kitabın imzaladı, kendisi için hazırlanan şiir dinletisine katıldı. Şiir Dinletisinin sonunda değerli başkan eşi kızı için yazdığı şiiri okurken salon duygulu anlar yaşadı.

Zonguldak 1. EDEBİYAT FESTİVALİ




Tuesday, October 28, 2008

Summer Camp for Young People in Turkey

2009
Bodrum is near the sea side. Dusod Camp is in Bodrum. Ther is cultur and art in the camp. Theatre and make beautiful decord with needles\ Fishing and sailing\ Turkish music... They can play on the television.
They can speak Turkish languages in 10 days. Method NLP and EFT/// Perhaps they can write true sentences but they can use in a Turkey's travel. You must come this camp
tel. 00905336666903
Filiz Tosyalı
DO YOU WANT TO LEARN TURKISH IN TEN DAYS...
WE CAN DO THIS
THIS EDUCATE ONLY FOR YOUR TRAVEL ...
You can fınd photohos in blog Archives you must write KAMP

Sunday, October 26, 2008

Kamp 2009

Sizin için en güzel Türkçe bizim kampımızda. Türkiye den bloglara ulaşmak olanaksız olsa da siz maille arayabilirsiniz. Blog arsivinde tüm kamp etkinlikleri
Bodrum'da çocuk ve gençlik kampı kayıt için maille ya da telefonla başvurmalısınız. Kültür ve Sanat kampta önde.
00905336666903
filiztosyali@yahoo.com

Wednesday, October 22, 2008

EĞİTİM SİSTEMİ RAY VE TRİDOM OYUNU



İKİ DİLLİ BİR KİTAP




Kırmızı Motosiklet kitabım artık iki dilli vitrinlerde okuyucularını bekliyor. Frankfurt kitap fuarında kitaplarımı imzaladım. İki ayrı etkinlik gerçekleştirdik. Darmstad ve Ofenbach da kitaplarımı imzaladım. Fuar içinde Türk çocuklar kadar Almanca konuşan yabancı çocuklara da kitaplarımı imzaladım. Fuarda RAY EĞİTİM sisteminde kullandıpım tridom oynamayı öğrettim. Çocuklar da ben de çok mutluyduk.

Kamp Yaz Kampi 2009

Kaydinizi yaptirin kampta yeriniz hazir olsun/ Dusod Kultur Sanat ve Iletisim Kampi 05336666903
Tiyatro Kampi bu yaz da sizi bekliyor
05336666903
FRANKFURT
Finans merkezi Frankfurt. Goethe’nin şehri, metropol kenti Frankfurt. Ister uzun süre kalma amacı taşıyın isterseniz yalnızca ticari amacla kente uğramış olun pek çok şey bulacaksınız. Frankfurt sakininden neredeyse ucte biri Turk. Frankfurt’un herkese açık ve misafirperver atmosferi ile yüzyıllar boyunca ticaret merkezi oldu. Şehrin geleneği, farklı kültürden gelen insanların uzun süre yaşamasının başlıca sebebidir. Frankfurt’ta yaşayan herkes kenti kendine gore anlatir. Frankfurt’un binaları da nitelik taşımaktadır. Gökdelenlerin hemen karşısında Main Nehri’nin öte yanından kıyı boyunca uzanan ve şu anda modern medya kurumlarına ayrılmış olan klasik yağlı boyalarla bezenmiş 13 müzenin başbaşa verip oluşturduğu muhteşem bir mimari topluluk da seyredenleri hayran birakir. Bütün renkleriyle Türkiye" adıyla Türkiye'nin onur konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'nda Türkiye, edebiyatla olduğu kadar, çağdaş sanatın diğer dallarıyla da fuarda temsil ediliyor.Bütün renkleriyle Türkiye" adıyla Türkiye'nin onur konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'nda Türkiye, edebiyatla olduğu kadar, çağdaş sanatın diğer dallarıyla da fuarda temsil ediliyor.
Türkiye onur konugu olarak katıldı. 60. Kitap Fuarında Türkiye en iyi sekilde temsil edildi. Yazarlarımız cizerlerimiz tanitildi. Stantlar Turkce kitaplarimizla suslenmisti.
Okumanin zevkini yaşayan çocuklar fuarın son iki günü etrafa neşe saçtılar. Minderlere uzandılar özel koltuklara yerleşipkitaplarını okudular. Gençler değişik giysiler içinde kitapları canlandırdılar. Canlandırdıkları kitapları ğcretsiz aldılar. Pırıl pırıl giysiler içinde fotoğraflar çekerek fuara anlam kattılar. Bizler de Türk yazarlar olarak değişik etkinliklere katıldık.
FRANKFURT’TA ÜÇ TÜRK YAZAR
Yazar Handan Derya ve Nebahat Ercan ile birlikte iki okumaya katıldım. Okuyucularımızın büyük ilgi göstermesi yabancıların da bulunması bizleri çok mutlu etti. Kalabalık salonda bizlere yöneltilen sorulara da yanıt verdik. Ofenbach ve Frankfurt okuyucularıyla buluşmamız tatile denk geldiği için çocuklar da katılabildi. Bize gelen sorular içinde sorunlara da çare bekleyen Türk kökenli Alman Vatandaşlar Türkçe’yi çocuklarına unutturmamak, gelenekleri yaşatmak için önerilerimizi bilmek istediler. İki yazar arkadaşım da çeşitli önerilerle yardımcı oldular. Okuyucularımızla bir gün sonra da kitap fuarında buluştuk. "Bütün renkleriyle Türkiye" adıyla Türkiye'nin onur konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'nda Türkiye, edebiyatla olduğu kadar, çağdaş sanatın diğer dallarıyla da fuarda temsil ediliyor.Bütün renkleriyle Türkiye" adıyla Türkiye'nin onur konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'nda Türkiye, edebiyatla olduğu kadar, çağdaş sanatın diğer dallarıyla da fuarda temsil ediliyor.Bütün renkleriyle Türkiye" adıyla Türkiye'nin onur konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'nda Türkiye, edebiyatla olduğu kadar, çağdaş sanatın diğer dallarıyla da fuarda temsil ediliyor.

FRANKFURT KITAP FUARINDA BIR EGLENCE ICINDEYDIK




Friday, September 19, 2008

2009 BODRUM COCUK ve GENCLİK YAZ KAMPI

Yazkamplarımız yopunistek üzerine 2009 kayıtlarına başladı. Siz de çocupunuz için bize danışın. biz sizi yönlendirelim. Tiyatro, fotoğrafcılık, kurdele nakışı, yazı atölyesi, balık tutma, olta yapma ve uygulamalı sunuculuk bizim kampımızda Kğltür Sanat ve iletişim Kmapı kayıtlarımız başladı.ç Size göre erken mi tabi ki değil... Yaz Kampımız Bodrum Bitez Yalısı Hakan Otelde
İletişim bilgi ve rezervasyon:05336666903
Arsivden kamp fotolarına ulaşabilirsiniz
Yüzde 10 yurt dışından Türk ve yabancı öğrenci kampımıza katılıyor. Çok kültürlülük bizim için zenginlik
Telefon 00902165672242
00905336666903

Wednesday, September 17, 2008

kitap yazmak için koçluk yazar koçluğu

Şiir yazmak
Roman yazmak
Öykü yazmak
koçluk için beni arayın
Yaşam Tasarımı Uzmanlığı
ICA Koç Filiz Tosyalı
0533-6666903

Şiir Kitabı ÇIkarmak Yayımlamak

Koçluk çalışması internet üzerinden de gerçekleştirilebilir. İlk görüşme veya ara görüşmelerden biri yüz yüze yapılmalı.
Kızınız ya da oğlunuz yazmaya meraklıysa onu yalnız bırakmamalısınız. Ben yazarlara koçluk yapıyorum. Bir telefonunuz bu gorusmeyi sağlar.
Emeksiz hiç bir şeye kavuşulmaz.
Bütün bunlar karar veren biri için hiç de zor değil, ama sizin bir yaşam koçuna ihtiyacınız var. Kariyer ya da eğitim koçluğu da diyebilirsiniz. Bireysel ya da kurumsal koçluğa ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız da beni aramalisiniz.
Koçluk hizmetiyle başarılarımın bana geri dönüşünde, anlatılanlardan etkilenmemem olanaksız.
Kendinizi bir yazar olarak gördüğünüzde ancak bana hak verebilirsiniz. Özellikle gençler yeteneklerini değerlendirmeli. 21. Yüzyıl bilgi çağı oldu diyebiliriz, ama her şey sanatla desteklenmek zorunda. . Herşey metodlarla çözülüyor. Bir öyküye baktığınızda ne kadar olduğunu hemen anlamanın yolu eğitimden geçer. Olana kadar yapılan çalışmalar da koçluk seansları içinde değerlendirilmeli.
Yasam Tasarımı Uzmanı
ICA Koç Filiz Tosyalı
00905336666903



BU kaldirimlar olsa ne olur olmasa ne olur. Oysaki yayaya yol cizgisi olsa, karsiya geçilebilse, bebek arabasi tek tarafli kaldirim karşıya geçerek oradan yaya ykaldırımı darlığı nedeniyle tek taraf düşen kaldırımdan yürüse; bebek arabasını sürse. Sorun çözülür.
Yani, boyle kaldirim olur mu arkadaslar?
Bir de trafik lambalarına bakan daire ayri, kaldırımlarla ilgilenen bölüm ayri. Işıkla görüşebildik de kaldirimdan randevu bile alamadık. Ama bir yıl yaziştim, konustum. MUNUBUS yolu Goztepe Ziverbey arasi sigortaya kadar yolun icinde gedikler actirmayi basardim. Karsiya şu günler de geçebiliyoruz. Anneler hastalar gecebiliyorlar.

YAZAR OLMAK ELİNİZDE

05336666903

kompozisyon yazmak

kompozisyon yazamıyorsanız ya da çok güzel yazıyor da yazar olmak istiyorsanız küçükler için de özel çalışmalarımız var.
0533-6666903

YAZAR OLMAK

Yazar olmak kitap yayimlamak zor degil, ama emek vermelisiniz. Çalışmak için zamana ihtiyacınız var. Bizi arayın programı birlikte yapalım şartları konuşalım.
05336666903 üç haftalık bir kursumuz var. Sizin saatlerinizi öğrenelim programı birlikte yapalım. Şiir öykü ve roman yazanlar için kurs

YAZAR OLMAK

Yazar olmak istiyorsanız bu bir çalışmadan geçer. Zaman ayırıp bu çalışma içinde olabilirseniz biz size yardım edebiliriz. Bunun sorumluluklaını öğrenmek için aramalısınız
05336666903

Tuesday, September 16, 2008

Bayram Tatili

Kişi başı 25 YTL Mukemmel kahvaltı. İKİ KİŞİ ODA Ve Kahvaltı 50YTL. Akşam yemeği kişi başı 10yTL 10.yıl promosyonu.
Bodrum Bitez Yalısı Denize 100 m Butik Otel Havuz ve bar. Bizi arayın. Rahat ve muutlu tatil bizde. UCUZ TATİL
0533-6666903
filiztosyali@yahoo.com

ADİ NEREDEN GELİYOR

ADİ NEREDEN GELİYOR

Kadıköy:Fenikeliler (Tyrienler) bir şehir kurmuş, buraya 'Yenişehir' anlamına gelen Chalkedon demişlerdir. Bunlar Sur şehrinden geldi. İstanbul Türkler tarafından alınınca Kadıköy, Fatih'in ilk kadısı olan Hıdır Bey'e makam ödeneği karşılığı verildi. Eski adı Kadıköy olarak söylenip, günümüze kadar gelmiştir.
Pendik: Her tarafı surlarla çevrili anlamına gelen Pantikion ya da Pentikion'du. Bilinen en eski adı Pantikapion ve Pantikapeum.
Ural dağlarından gelip bu bölgeye yerleşenlerin Farsça beş, köy anlamında 'Penchdeh' ismini kullandığı söyleniyor.
Roma dönemindeki ismi ise Panticio, Pantecio, Panticia.. Duvar anlamına gelen Pendik kelimesinin de bu eski isimlerden doğduğu sanılıyor. Bazı kaynaklara göre de Pendik 'beş burun' anlamını taşıyor.
Şaşkınbakkal: O zamnlar yerleşimin olmadıpğı bişr yerdi. Yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal" yakıştırması yaptılar. Orada ne işi vardı?
Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.
Şile:Yunanca bir sözcük olan 'Şile' nin anlamı yaban çiçeği. Şile adını bir bitki türü olan 'mercanköşk' ten alır.
Ümraniye: 'Yalnız Selvi' ilk adıd8ır. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye'ye ilk yerleşenler Frigya'lılardır. Frigyaşlılar çam ağacını kutsal Kabul ederlerdi. Küçük ve Büyük Çamlıca' dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı'na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donattılar.
Arapça kökenli Ümran sözcüğünden gelen Ümraniye'nin anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındır yer demek.Üsküdar:M.Ö. 7 .yy 'da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon'un (Kadıköy) iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar'ın yerleştiği alanda bulunur ve buraya Hrisopolis (Altın Şehir) denirdi. Yörenin bu adla anılması çeşitli biçimlerde yorumlanıyor. Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadası'ndaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye bu adın yakıştırıldığı söyleniyor. Bir başka yoruma göre de Agamemnon'un oğlu Krizes kaçarak Anadolu'ya gelmiş ve Üsküdar'da öldüğü için şehir onun adıyla anılmış. Kimileri de, günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar'a Altın Şehir adının verildiğini söylemektedir. Üsküdar adıysa, kimi kaynaklara göre Farsça 'ulak' anlamına gelen 'Eskudari' den türemiştir. Kimi kaynaklara göre de, Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.

İSTANBUL
İstanbul’u Megara Kralı Byzas kurdu. Bu kuruluş İsadan öncedir. Kral kahinlere danıştı. Kahinler; “körlerin ülkesinin karşısına kurun” dedi. O zamanlar Kadıköy Finikelilerin sömürgesiydi. Megarlılar Korent’ten yola çıkıp Sarayburnu’na gelirler. Kadıköy onlara çok ilginç gelir. Kahinlerin söylediği yer burası deyip, Haliç ile Lygos arasına kendi şehirlerini kurarlar. Adına da Bizans derler. Önderlerinin adı:Byzantion olduğu için bu ismi seçerler. Roma İmparatoru Marcus manevi babasının ismini verir (Antonion). Konstantin zamanında Bizansa merkez olunca Konstantinopolis adı verilir. Burayı uğurlu sayar, yedi tepe üzerinde yedi kapıyla şehre özenle bakar. Şehre”Stin-polis” denildi. İstanbul adı buradan türedi.
Bizanslılar, Araplar ve Türkler için İstanbul; her zaman çok önemliydi.
EZİNE
Kaderi transit bölge olması gibi görünen Ezine’ye basında hemen hemen hiç rastlamazsınız. Oysaki o başarılarıyla, gençleri ve halkıyla haber olmayı hak eder. Ben de Ezine’de bebekliğini ve çocukluğa hazırlanmayı geçiren bir yazar olarak çok şey borçluyum bu öykü dolu ilçeye. Sevgilerimin, isteklerimin, zevklerimin, korkularımın, heyecanlarımın, kişiliğimin ilk tohumlarının atıldığı yerdir Ezine
Ezine, tarihi dokusuyla Ege denizine olan bağlantısı ve şifalı yer altı suları ile pek çok doğal ve görsel zenginliği olan bir ilçemizdir. Ezine’nin doğusunda mitolojik efsanelere konu olan İda dağı bugünkü adıyla Kazdağı vardır. Etrafı Ege denizi Ayvacık, Çanakkale ili ile çevrilidir. Ezine düzlük bir alan üzerinde kurulmuştur. Çanakkale boğazına dökülen Menderes çayı ve ilçeyi ikiye ayıran Akçin çayı zengin bir topografya oluşturmaktadır
Poyraz ve lodos rüzgarıyla güzelleşen Ezine; ismini herkesin duyduğu bildiği bir yerleşim yeridir. Ezine’ye Çanakkale’den 45 dakika icinde ulaşabilirsiniz.
Bugünkü Ezine’nin ilk kuruluşu Danişmend Oğulları dönemine rastlamaktadır. Yöreye gelen Türk Beyleri, Cuma Namazlarının toplu kılınması için İlçe Merkezinin güney kısmında bulunan Ulu Camii yaptırmışlardır. Buraya Farsça Cuma anlamına gelen AZİNE demişlerdir. Kentin oluşumu bununla başlamış ve Azine sözcüğü zamanla Ezine olmuştur.
İlçenin bulunduğu yöre, eski çağların en eski şehir medeniyetine sahip yerlerinden biridir. Çanakkale Boğazı’nın doğu yakasında bulunan Dardanel, Ezine’ye 30 Km. uzaklıkta M.Ö 3150 yıllarında kurulmuştur.
Roma imparatoru Augustus zamanında şehir Romalıların bir kolonisi haline gelmiştir. Roma imparatoru Sezar zamanında ise şehir başkent olma konumundadır. Roma imparatoru Hadrianus zamanında şehre su yolu ile hamam yapılmıştır. Günümüzde bu hamamın kalıntıları ayaktadır. Şehrin limanı bugünkü Dalyan Köyünün altındadır. Liman, zamanın en büyük deniz ulaşımının yapıldığı bir liman olma özelliğini taşır. Kalıntılara bakıldığında ne kadar muhteşem olduğunu anlamak mümkündür. Kaplıca suyu, asırlardan beri şifalı su olarak alınmaktadır.
Ezine dürüst ve misafirperver halkıyla tanınır. Ezineliler Atatürk’ün Ezine’ye gelmiş olmasıyla her zaman gurur duyarlar. 1917 doğumlu olan Babamdan o günü bir masal gibi her zaman dinledim. Kalabalığın arasında bir yerlerde, kendi albümümde, bu fotoğrafa benzer bir fotoğrafı da gururla saklarım.

Sunday, September 07, 2008

BAYRAM TATİLİ

Gece Gündüz arayabilirsiniz
Bayram icin özel müşterilere indirimler. Siz de özel olmalısınız...

Bodrum Bitez yalısında olmak çok farklı. Hakan Otel tatilin merkezi. Mukemmel kahvaltı. Fiyatlar çok uygun. Bizi aramalisiniz. Akaşam yemeğimiz de var. Mükemmel yemeği siz seçin.


05336666903


02523638469


Mail atsaniz da olur. Mükemmel bir tatil. Denize 100m çantanı koluna takıp yuruyebileceğin, unuttuğunda odaya döneceğin uzaklıkta. Değişik plaj alternatifleri.

Wednesday, September 03, 2008

İSTANBUL
İstanbul’u Megara Kralı Byzas kurdu. Bu kuruluş İsadan öncedir. Kral kahinlere danıştı. Kahinler; “körlerin ülkesinin karşısına kurun” dedi. O zamanlar Kadıköy Finikelilerin sömürgesiydi. Megarlılar Korent’ten yola çıkıp Sarayburnu’na gelirler. Kadıköy onlara çok ilginç gelir. Kahinlerin söylediği yer burası deyip, Haliç ile Lygos arasına kendi şehirlerini kurarlar. Adına da Bizans derler. Önderlerinin adı:Byzantion olduğu için bu ismi seçerler. Roma İmparatoru Marcus manevi babasının ismini verir (Antonion). Konstantin zamanında Bizansa merkez olunca Konstantinopolis adı verilir. Burayı uğurlu sayar, yedi tepe üzerinde yedi kapıyla şehre özenle bakar. Şehre”Stin-polis” denildi. İstanbul adı buradan türedi.
Bizanslılar, Araplar ve Türkler için İstanbul; her zaman çok önemliydi.
BİLGİ BANKASI
Tarih Yazma ve Okuma Kuralı
Hepimizin hemen hemen her gün yazmamız gereken bir tarih vardır. Yanlış yazmamak için bazı kuralları bilmemiz gerekir. Bir işveren, öğretmen ya da bir arkadaş; sizi yazınızın üzerine koyduğunuz tarihin kuralına uygun yazılıp yazılmamasına göre değerlendirebilir. Bir mektup, bir dilekçe, bir davet yazısının üzerinde tarih mutlaka doğru yazılmalı. Yanlış ve kurala uygun değilse eksikliğin sizde olduğunu düşündürebilir... Bilgili ve eğitimli biri tarih atarken dikkat dikkat eder. Okullarda bu öğretilir. Bir detay olarak algılamamlı öğrenilmeli.
Ben derim ki, gelin paragraflara bir göz atalım ve tarih atmayı doğru şekilde öğrenelim
*Tarih aralarında “ ./-.” İşaretleri kullanılır.
*Tarihlerde birer hanesi boş olan ay ve günler sıfırla doldurulur.
*Tarihlerde ay yazı ile yazılırsa ilk harfi büyük olacak ve aralara yukarıdaki işaretlerden hiçbiri konulmayacak.


ÖRNEKLER:
05- Nisan –1993 YANLIŞ
05 Nisan 1993 DOĞRU
05. Nisan.1993 YANLIŞ
05 Nisan 1993 DOĞRU


*Tarihten sonra gelen ekler kesme işareti ile ayrılır.

ÖRNEK: 03/03/1951’de doğdum

*Tarihten sonra günün ismi yazılırken ÖZEL isim nasıl büyük harfle yazılırsa o da büyük harfle baslar. Büyük harfle yazılmasının nedeni: özel isim özelliği taşımasıdır. Belirtilen gün tektir, özeldir, belirtilen tarih de belli bir tarihtir.
ÖRNEK: “20 Kasım 2005, Pazartesi” gibi
*Tarihler: Gün, ay ve yıl sırasıyla yazılır; ama okunurken tersten okumaya başlanır.
ÖRNEK: 15.03.1953 tarihini okuyalım:
Bin dokuz yüz elli üç yılının üçüncü ayının on beşinci günü.

Tuesday, September 02, 2008

BAYRAM TATİLİ BODRUM




Sizi tatile bekliyoruz fiyatlar özel. Bodrum'un en güzel yerinde. Çoluk çocuk herkese indirimli ve güzel bir tatil. gerçek tatil HAKAN OTEL BİTEZ YALISINDA yaşanır. Denize yüz metre. Odandan çık denize gir.

0533-6666903 gece gündüz rezervasyon.

BAYRAMDA NEREYE GİTMELİ

Tek sözcükle Bodrum'a Bitez Yalısına Hakan Otel'e gitmeli
Fiyatlar sizin icin özel ve şaşırtıcı. 10. yılımızı kutlarken sizin için de özel olsun istedik. Bizi arayın. Ama bizi tatil planınızı alın
0533-6666903

Thursday, August 28, 2008



BAYRAM TATİLİ

05336666903
Bayramda evinizde kalmayın. Sınırlı parayla tatil şansını yakalayın

BAYRAM PROGRAMLARI

Bodrum'da bayramı geçirmek isterseniz bizi arayın.
0533-6666905
10.yılımız nedeniyle ozel fiyatlar
www.hakanotel.com
bizi arayın fiyatlar özel
KÖPEK HAVLAMASINI ÇEVİREN YAZILIM
KÖPEK HAVLAMASINI ÇEVİREN YAZILIM
Macar bilim insanları, köpek havlamalarını tercüme eden bir bilgisayar programı geliştirdiler.
BUDAPEŞTE - Macaristan’ın Eötvös Lorand Üniversitesi’nde 14 Macar çoban köpeğinin 6 değişik durumda 6 binden fazla havlaması analiz edilerek hazırlanan program, köpeğin havlamasının “yabancı”, “dövüş”, “yürüyüş”, “yalnız”, “top” ya da “oyun” senaryolarından hangi anlama geldiğini tanıyor.
Havlamaların teybe kayıt edildikten sonra bilgisayarda dijital ortama aktarılmasıyla yazılan programın havlamaları doğru anlama oranının yüzde 43 olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, yazılımın yüksek bir oran yakalamasa da havlamaları insandan çok daha iyi anladığını kaydediyorlar.
Yazılımın, en doğru “dövüş” ve “yabancı” anlamına gelen havlamaları tanımladığı, en fazla ise “oyun” havlamasında hata yaptığı belirtiliyor.
Programın hazırlanması sırasında yürütülen analiz ve araştırmanın sonuçları da Animal Cognition adlı bilimsel dergide yayımlanırken, köpeklerin duygusal durumlarına bağlı havlamalarının değişik akustik özellikleri bulunduğu ifade edildi.
ntvhaber29 Mayıs 2008 11:51

Tuesday, August 26, 2008

ANADOLU YAKASI
İSTANBUL SEMTLERİ
Kadıköy:Fenikeliler (Tyrienler) bir şehir kurmuş, buraya 'Yenişehir' anlamına gelen Chalkedon demişlerdir. Bunlar Sur şehrinden geldi. İstanbul Türkler tarafından alınınca Kadıköy, Fatih'in ilk kadısı olan Hıdır Bey'e makam ödeneği karşılığı verildi. Eski adı Kadıköy olarak söylenip, günümüze kadar geldi.
Pendik: Etrafı surlarla çevrili anlamına gelen Pantikion ya da Pentikion'du. Bilinen en eski adı Pantikapion ve Pantikapeum.
Ural dağlarından gelip bu bölgeye yerleşenlerin Farsça beş, köy anlamında 'Penchdeh' ismini kullandığı söyleniyor.
Roma dönemindeki ismi ise Panticio, Pantecio, Panticia.. Duvar anlamına gelen Pendik kelimesinin de bu eski isimlerden doğduğu sanılıyor. Bazı kaynaklara göre de Pendik 'beş burun' anlamını taşıyor.
Şaşkınbakkal: O zamanlar orada yerleşim yoktu. Kış ayları bomboştu. Yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal" yakıştırması yaptılar. Orada ne işi vardı?
Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.
Şile:Yunanca bir sözcük olan 'Şile' nin anlamı yaban çiçeği. Şile adını bir bitki türü olan 'mercanköşk' ten alır.
Ümraniye: 'Yalnız Selvi' ilk adıdır. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye'ye ilk yerleşenler Frigya'lılardır. Frigyalılar çam ağacını kutsal kabul ederlerdi. Küçük ve Büyük Çamlıca' dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı'na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donattılar.
Arapça kökenli Ümran sözcüğünden gelen Ümraniye'nin anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındır yer demek.Üsküdar:M.Ö. 7 .yy 'da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon'un (Kadıköy) iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar'ın yerleştiği alanda bulunur ve buraya Hrisopolis (Altın Şehir) denirdi. Yörenin bu isimle anılması çeşitli biçimlerde yorumlanıyor.
Bununla ilgili birinci yorum:
Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadası'ndaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye bu adın yakıştırıldığı söyleniyor. İkinci Yorum da: Agamemnon'un oğlu Krizes kaçarak Anadolu'ya gelmiş ve Üsküdar'da öldüğü için şehir onun adıyla anılmış.
Üçüncü Yorum da:
Günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar'a Altın Şehir adının verildiğidir.
Üsküdar adı, bazı kaynaklara göre Farsça 'ulak' anlamına gelen 'Eskudari' den türemiştir. Bazılarına gore de; Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.

ŞİMDİ MODA BEBEK
FOTOĞRAFLARI
“Bir an bütün bir yaşamı saklar içinde” diye yola çıkan Zerin Kültüral bir bebek ve aile fotoğrafçısı. Zerin hanımdan bebeklerinin ve çocuklarının fotopraflarını çekmesini isteyen aileler, genelde doğum günü armağanı olarak bu tip albümler hazırlıyorlar. Hamile annelerin bebeğine kavuşma fotoğrafları da böyle hazırlanan albümlerden. Ayni zamanda bebek casting ajanslığını da üstlenen Zerin Kültüral en fazla aranan sanat fotoğrafçısı olmasının ayrıcalığını; anne olmasına ve çocukları çok sevmesine bağlıyor. Duygusal olarak açıklasa da o bir uzman.

Zerin Kültüral 1993 yılında Yıldız Teknik Üniversitesinin fotoğrafcılık bölümünü birincilikle bitirdi. Bebek, çocuk ve aile fotoğrafları çekmeye 2001 yılında başladı. Bir bebeğin gülüşünün hiç bir şeye değişilemeyeceğini onun fotoğraflarına baktığımızda anlayabiliyoruz.
Zerin hanımın Vali Konağı caddesindeki bürosu hamile annelerin, bebeklerin adeta buluşma mekanı. Belki bir gün, sanata değer veren ailelerin uğrak yeri olacak; “Çocuk Bebek Sanat Kafeye” de böyle sanatsevrler sayesinde kavuşuruz. Zerin hanım gibi böylesine zevkli bir işi yaşamına sokan başarılı kişiler bizleri de birbirimize bağlıyor. Aile bağlarını kuvvetlendiren, çocukların ne kadar sevildiklerini anlatan bu güzel mesleği gelecekte sizler de seçebilirsiniz. Ama her işte olduğu gibi çok çalışmanız gerektiğini unutmamalısınız. Zerin hanım bazen tek güzel bir fotoprafa ulaşabilmek için günlerini veriyor. O ağır malzemeleri aletleri taşımak ve onları özenle yerleştirmek de sabır isteyen bir iş.
Ben Okuyun Derim
Güz 2008 de sunulan kitaplardan ikisi. Ben sevdim. İsimleri de çok güzel hiç unutamayacksınız. Kitaplığınızda olmalı, severek okumalısınız. Editörlüğünü eleştirmen, yayıncı, yazar Semih Gümüş’ün üstlendiği harika bir dizinin (Köprü Kitaplar) kitapları.
SOKAKTA TEK BASINA, tam sizin için gerçekçi bir kitap. Ayhan Bozfirat’in çocuklar için yazdığı bir roman. Onu çok seveceğinizi düşünüyorum. Çocuk edebiyatımıza birbirinden güzel kitaplar kazandıran Gün Işığı Kitaplarını artık severek okuduğunuzu biliyorum.
Gulsevin Kiral’in, usta illustrator Mustafa Delioglu’nun muhtesem renkli resimleriyle boyutlanan “öykü şiirler”iyse sizin için zevkle hazırlandı. BERBER PİRE TELLAL DEVE ismini okurken bile içinizi ısıtan kitap da Gün Işığı Kitaplığından

Monday, August 25, 2008

OTEL TATİL 0533-6666903 BITEZ YALISI


HAKAN OTEL
Fiyatlar özel bizi arayın. Farklı bir tatil gecirin

OTEL TATİL

Bodrum BAYRAM PROGRAMLARI
Bizi arayın uygun bir fiyatla size tatil programlayalım. Ramazan en iyi bizde geçer. Babaanneniz orucunu tutup iftarını yaparken siz de tatilinizi değerlendirin.
Rezervasyon
0533-6666903

Thursday, August 14, 2008

Bodrum'da Tatil

Rezervasyon: 05336666903

Hakan Otel
Sizi bekliyor
bizi arayın size en uygun tatili planlayalım
Bayram turları
Bayram Programları
Bayramda Tatil
Bodrum Bayram Tatili
Çocuklu Ailelere Tatil
Bayram Tatili
Bayram Programları
Tatil Bodrum
Bodrum'da rezervasyon
Bitez Tatili
Deniz
Deniz Turları
Bayram Tatili

Monday, August 11, 2008

Otel rezervasyonu

Rezervasyon bizde
Bayram Programları
Oteşl rezervasyonu
Tatile bekliyoruz
Otel tatil Programları
Bir telefon yeter. Ne istediğini söyle biz o şekli sunalım
0533-6666903
0252-3638469
Bodrum otellerinin tatil SEPETİ
Tatil Sepati için bir de bizi arayın. bizim sepetimiz programla dolu

Otel Rezervasyon

Bayram için tatil imkanı bizde. Denize gir güzel yemek ye. Otelde tertemiz odalarda konakla başka ne istersiniz... Çoluklu çocuklu tatil olanağı da bizde var.
0533-6666903
0252-3638269

TATİLE BİZ HAZIRIZ


05336666903

0252-3638469

Bayram Turları

Tatil için bizi arayın. Aracısız tatile alışmanın yolu bizden geçer. İndirimimiz size olsun
Fiyatlarımız sizi şaşırtmasın
Bayram en iyi bizde geçer.
Bodrum Bitez Yalısı hakan Otel Biz butik oteliz.
Tatilin keyfi bizde çıkar
0533-6666903
0252-3638469
Aracısız tatil.
Hem ucuz hem güvenilir.
Yemek mi?
Mükemmel
Temizlik mi?
Biz en temiziz.
filiztosyali@yahoo.com

Saturday, August 02, 2008

TIYATRO KAMPI





Basında adınızın geçmesi sizdeki yeteneğe bağlı.

Biz hak edenleri herkese duyurmak ve başarısını yüceltmek isteriz.
TİYATRO EĞİTİMİ
KISA TİYATRO EĞİTİMİ ufku açıyor. içinizdeki yeteneği açığa çıkarıyor. yeteneğinizin olmadığını mı düşünüyorsunuz. Bununla eğlenin....

DUSOD TİYATRO VE YAZI KAMPI
0252-3638469
0533-6666903

Yaz ve oyna. Arkadaşın yazsın sen oyna. Sen oyna o kaleme döksün.

Yetenekleri birleştiriyoruz.

SANA UYAN TARİH NE?

2008 bitmeden istek üzerine bir kamp daha planlandı. Yaş 7-17

Tiyatro eğitimi almak isteyen, ya da halen almaya devam eden gençlere doğaçlama tiyatro eğitimini destekleyip yeteneklerini açığa çıkarıp basın yoluyla da tanıtıyoruz. Sizden söz edilmesi sizin kamp içindeki başarınıza bağlı.

Kamp, yazı, televizyon ve fotoğraf etkinlikleriyle de destekleniyor.

Sizin tiyatro ya da yazı yazma yeteneği içinizde.

Bize yazın son grupta sınırlı sayıdaki yerinizi alın.

Sizi yine Ümit Kireççi ve ekibi eğitiyor. Filiz Tosyalı yazı ve senaryo, fotoğraf ve film çekimleri, televizyon sunumları gününüzü dolduracak. Profesyonelliğe hazırlanmanın yollarını size biz öğretiyoruz. Başarıyı yaşam koçlarımızla yakalayın.

Monday, July 28, 2008

0533-6666903
02165672242
Yaz Kampları Bodrum Bitez yalısında

AVRUPA BİRLİĞİ BİLGİ BÜROLARI AĞI
ÖYKÜ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ

KONUSU
Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği’ni kuran BARIŞ,BİRLİK, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK , DAYANIŞMA gibi ortak değerlerdir.

TÜRÜ
Öykü Yarışması

AMACI
2008 Avrupa Kültürlerarası Diyalog Yılı çerçevesinde, Avrupa Birliği’ni kuran BARIŞ, BİRLİK, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK, DAYANIŞMA değerlerini vurgulamak, bu değerleri yetişmekte olan kuşaklara iletmek ve bu alanda düşünce dünyalarını zenginleştirmektir.

KAPSAMI
13 AB Bilgi Bürosu tarafından ulusal düzeyde Adana, Mersin, Trabzon, Samsun, Bursa, Denizli, Van, Edirne, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri illerinde düzenlenecek Öykü Yarışmalarında dereceye giren ilk üç eser, ulusal yarışmaya katılmaya hak kazanacaktır.

HEDEF KİTLESİ
Yarışma, 13 ildeki ortaöğretim kurumlarının 9. ve 10. Sınıf öğrencilerini hedeflemektedir.

SÜRESİ
Yarışma iki aşamada tamamlanacaktır:
· 1. Aşama–illerde ilk üçe girenlerin belirleneceği yarışma:Mart 2008–Haziran 2008
· 2. Aşama - Ulusal yarışma : Haziran 2008 – Kasım 2008
tarihleri arasında düzenlenecektir.




YERİ
1. Aşama – İllerde ilk üçe girenlerin belirleneceği yarışma: 13 AB Bilgi Bürosu’nun bulunduğu iller: Adana, Mersin, Trabzon, Samsun, Bursa, Denizli, Van, Edirne, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri
2. Aşama - Ulusal Yarışma: Ankara

ZAMANI
2008 yılı Ekim ayında Ankara’da Ulusal Öykü Yarışması Ödül Töreni düzenlenecektir.
(Bkz. Sayfa : 11)

DUYURU ŞEKLİ
Yarışma illerde İl Milli Eğitim Müdürlükleri aracığıyla ildeki tüm orta öğretim kurumlarına duyurulacaktır.

KATILIM KOŞULLARI
1. Yarışma 2 aşamadan oluşmaktadır. 1. Aşama–illerde ilk üçe girenlerin belirleneceği yarışma ve 2. aşama, illerde dereceye girenler arasında ilk üçe girenlerin belirleneceği ulusal yarışma
2. Yarışmanın 1.aşamasına, illerde bulunan tüm ortaöğretim kurumlarının 9. ve 10. Sınıf öğrencilerinin katılım hakkı vardır.
3. Yarışmaya katılacak öyküler amaç kısmında belirtilen konuları içermelidir.
4. Bir öğrenci en fazla 2 (iki) adet öykü ile yarışmaya katılabilir.
5. Öyküler kısa öykü türüne uygun olarak hazırlanacak olup, öykülerin en az 2.000 en fazla 4.000 kelimeden oluşması gerekmektedir.
6. Öyküler bilgisayarla word formatında 12 punto olarak hazırlanacak ve 5 nüsha olarak AB Bilgi Büroları’na teslim edilecektir. (Bkz Sayfa: 8)
7. Yalnızca 1 nüshada adı/soyadı/ rumuz ve okul bilgisi bulunacaktır. Diğer nüshalarda ise sadece rumuz bulunacaktır.
8. Başvurular AB Bilgi Büroları’na elden, posta ile veya elektronik posta ile yapılacaktır. ( Bkz Sayfa : 9,10)
9. İllerde talep gelmesi halinde, her okulu temsilen birer danışman öğretmen (tercihen edebiyat öğretmeni) ve öğrencinin katılımı ile oluşturulacak gruba, öykü yazımını özendirici, teşvik edici “Öykü Nasıl Yazılır?” konulu seminer düzenlenecektir. Seminer, eğitmenler(yazarlar), yarışmayı organize eden kuruluş ve MEB işbirliğinde düzenlenecektir. İllerinde Öykü Yazma Seminerleri düzenlenmesini isteyen İl Milli Eğitim Müdürlükleri’nin en geç 18 Nisan 2008 tarihine kadar AB Bilgi Büroları Ağı Koordinasyon Birimi’ne bilgi vermeleri gerekmektedir. ( Bkz Sayfa : 10)
10. 1. aşamada dereceye giren ilk üç eser, ulusal aşamaya katılmaya hak kazanacaktır.
11. Ulusal aşamada tüm eserler incelenecek olup, Türkiye 1cisi., 2cisi ve 3cüsü Ankara’da düzenlenecek Ödül Töreni’nde ilan edilecektir.
12. Yarışmaya katılan öyküler geri verilmeyecek ve metin sahibi herhangi bir hak iddia edemeyecektir. Eserlerden uygun görülenler, herhangi bir telif hakkı iznine gerek kalmaksızın, istendiği takdirde Yarışmayı düzenleyen kuruluş tarafından bir kitapta toplanacaktır.
YARIŞMADA DEĞERLENDİRMEYE ALINMAYACAK ÖYKÜLER
Yazar olarak altında imzası bulunan öğrenciye ait olmayan, bir yerden tamamen ya da kısmen kopyalanıp yarışmaya gönderilen öyküler
Çok sayıda imla hatası ve sözcüklerde yazım hatası içeren öyküler
Başvuru tarihinden sonra teslim edilen öyküler
TC. Anayasası ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırılık teşkil eden eserler, jüri tarafından değerlendirme dışı bırakılır.
ÖYKÜ YARIŞMASI JÜRİSİNDE KİMLERİN YER ALACAĞI
· Yarışmanın ilk aşamasında, jüri üyeleri, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün belirleyeceği 1 ya da 2 edebiyat öğretmeni, Üniversite’den bir alan uzmanı, AB Bilgi Bürosu Koordinatörü, Bilgi Büroların ev sahibi kuruluşunun temsilcisi ve bir öykü yazarından oluşacaktır.
· Yarışmanın ulusal aşamasında, jüri üyeleri; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek 2 temsilci, AB Bilgi Büroları Ağı Koordinatörü, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu temsilcisi ve bir öykü yazarından oluşacaktır.

GİDERLERİN KARŞILANMASI (Ulaşım, konaklama, iaşe vb.)

13 İlde düzenlenen Öykü Yarışmasında dereceye giren ilk üç öğrencinin, danışman öğretmenlerin ve MEB temsilcilerinin şehirlerarası seyahat organizasyonu (uçak, otobüs vb.) ve konaklama giderleri AB Bilgi Büroları Ağı’nın Destekleme Projesi tarafından karşılanacaktır. Konaklama ve ödül töreni Başkent Öğretmenevi’nde düzenlenecektir.

Ödül Töreni sonrasında öğrenciler ve temsilcileriyle kültürel ve sosyal içerikli bir şehir turu yapılacaktır.

ÖYKÜ YARIŞMASI DEĞERLENDİRME SÜRECİ

1. Aşama - Başvuru : Başvurular AB Bilgi Büroları’nın bulunduğu illerde ilan tarihleri uyarınca AB Bilgi Büroları’na elden, e-posta ile yada posta yolu ile teslim edilecektir.

2. Aşama - Öykülerin Değerlendirilmesi : Yarışmaya katılan tüm öyküler, jüri üyeleri tarafından dikkatle incelenip; değerlendirilecektir. Öykülerde eserin edebi değeri kadar öykünün içeriği ve Türkçe dil kurallarına uygun bir yazımın benimsenmiş olması aranacaktır.

3. Aşama - Kazanan Öykünün İlan Edilmesi : Ödül almaya hak kazanan öyküler, AB Bilgi Büroları tarafından, 2008 yılı Haziran Ayında ilan edilecektir.

4. Aşama – Ulusal Yarışma : İllerde dereceye giren ilk üç eser sahibi öğrenci, danışman öğretmen ve MEB Temsilcisi Ankara’da düzenlenecek ulusal bölüme katılacaktır. Ulusal aşamada dereceye giren ilk üç eser sahibi Brüksel (Belçika) ve Paris (Fransa) Ziyareti’ne katılmaya hak kazanacaktır.





TARİH

AKTİVİTE KONUSU

1 NİSAN 2008 – 15 NİSAN 2008

- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İl Milli Eğitim Müdürlükleri’ne gönderilecek Resmi Yazıların iletilmesi

- İllerdeki Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine resmi mektup

- Okul müdürlerine İlanlar

- Öğrenci danışmanlarının belirlenmesi

1 NİSAN 2008 – 15 NİSAN 2008
Öğrenci danışmanları ile yarışma tanıtım toplantısı
18 NİSAN 2008
Öykü Yazma Semineri almak isteyenler için son başvuru tarihi

21 NİSAN – 15 MAYIS

Öykü Yazma Seminerleri

6 HAZIRAN 2008
Öykülerin teslim tarihi

9-30 HAZIRAN 2008

Jürinin Öyküleri İllerde Değerlendirmesi

1-10 TEMMUZ 2008



1. aşamayı takiben belirlenen ilk üçe giren öğrencilerin açıklanması
10 TEMMUZ AĞUSTOS - 30 AĞUSTOS 2008
Öykülerin Ulusal Jüriye Gönderimi
01 – 29 EYLÜL 2008
Ulusal Jürinin Değerlendirmesi
6 EKİM / 13 EKİM 2008 HAFTASI
Ankara Ulusal Ödül Töreni
24-25-26 EKİM 2008
Brüksel ve Paris Ziyareti















AÇIKLAMALAR
YARIŞMADAKİ ORTAK KURUMLAR VE KATKI BİÇİMLERİ
TC. Milli Eğitim Bakanlığı
TC. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Müsteşarlık onayı verilir.
Hedef Kitlesi başlığı altında verilen illerin İl Milli Eğitim Müdürlükleri’nin ortaöğretim kurumlarında gerekli duyuruları yapması ve AB Bilgi Büroları ile koordinasyon içinde çalışması konusunda gerekli girişimlerde bulunur.

Yarışmanın Ankara’da düzenlenecek ulusal aşamanın organizasyonunda Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu ve AB Bilgi Büroları Ağı ile işbirliği içinde çalışır.

AB Bilgi Büroları Ağı Koordinasyon Birimi
Yarışmanın hedef kitlesi başlığı altında verilen illerde yarışmanın organizasyonu konusunda AB Bilgi Büroları’na destek verir.

Yarışmanın ulusal bölümünün organizasyonunu gerçekleştirir.

AVRUPA ÖYKÜ YARIŞMASI UYGULAMA KILAVUZU
Yarışma, okullara İl / İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’nden ulaşan yazılar, Milli Eğitim ve AB Bilgi Büroları işbirliği ile dağıtılan posterler vasıtası ile yapılır.
Danışman öğretmenlere yönelik olarak düzenlenen bilgilendirme toplantılarında yarışmaya ait tanıtım materyallerinin dağıtımı gerçekleştirilir.
Yarışmaya katılan okulların belirlediği danışman öğretmenler, Mart ayında, 13 ilde organize edilecek “danışman öğretmenlerin bilgilendirme toplantılarına” katılırlar. Bu toplantılar İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcisi ve AB Bilgi Bürosu Koordinatörleri tarafından düzenlenir.
AB Öykü Yarışması ile ilgili bilgi ve doküman ihtiyacı her ilin AB Bilgi Bürosu tarafından sağlanır.
Öğrenciler başvurularını bağlı oldukları ildeki AB Bilgi Büroları’na yaparlar.

ÖDÜLLER
Yarışmada dereceye girecek öğrencilere şu ödüller verilecektir.

- İLLERDE 1. AŞAMA SONUNDA VERİLECEK ÖDÜLLER:
Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilen kitaplardan seçilecek Avrupa – Türk yazarları kitap seti
I-pod

- ULUSAL ÖDÜLLER :
Ulusal Ödül Töreni’nde; illerde dereceye giren eser sahibi öğrenciler ve danışman öğretmenler Ankara’ya davet edielcek ve kupa ve sertifika ile ödüllendirilecektir.

Türkiye birinciliği, ikinciliği ve üçüncülüğüne layık görülen eser sahibi öğrenciler, danışman öğretmenleri ve ilk üç öğrencinin illerindeki MEB temsilcileri, Brüksel ve Paris Gezisi ile ödüllendirilecektir (toplam 9 katılımcı).
Kupa
Sertifika

GENEL HÜKÜM

Yarışmaya öykü gönderen tüm öğrenciler yukarıda yazılı olan hüküm ve kuralların tamamını kabul etmiş sayılır.

ÖYKÜLERİN TESLİM ŞEKLİ
Öyküler bilgisayarla word formatında 12 punto olarak hazırlanacak ve 5 nüsha olarak AB Bilgi Bürolarına teslim edilecektir.
Bilgi Büroları İletişim Adresleri şu şekildedir:

KURUM ADI
E-POSTA ADRESLERİ

ADRES
TELEFON NO
KOORDİNATÖR
GAZİANTEP
AB BİLGİ BÜROSU


senaycopur@gto.org.tr

GAZİANTEP TİCARET ODASI –
İNCİLİPINAR MAH 16NOLU SK. GAZİANTEP
Tel: 0342 220 30 30
Faks:0342 231 10 41
ŞENAY ÇOPUR
DİYARBAKIR
AB BİLGİ BÜROSU


mngunes@dtso.org.tr


DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI
ALİ EMİRİ CAD KAT 3 DİYARBAKIR
Tel: 0412 228 17 18
Faks:0412 224 45 12
MEHMET NEZİR GÜNEŞ
İZMİR
AB BİLGİ BÜROSU

burcukurcan@esiad.org.tr

ESİAD- EGE SANAYİCİ İŞADAMLARI DERNEĞİ
MEGAPOL ŞEHİT FETHİ BEY CAD. NO. 55, K:8 , 35210 PASAPORT / İZMİR
Tel: 0232 483 88 33
Faks:0232 483 35 25
BURCU KURCAN
MERSİN
AB BİLGİ BÜROSU

abinfo@mtso.org.tr

MERSİN TİCARET VE SAN. ODASI-ATATÜRK CD. MTSO HİZMET BİNASI; KAT:3 - 33070 MERSİN

Tel: 0 324 238 95 00
Faks:0324 231 96 97

BENİN KOYLAN
KAYSERİ
AB BİLGİ BÜROSU

elifk-kayto@tobb.org.tr

KAYSERİ TİCARET ODASI
KİÇİKAPI TENNURİ SOK. NO:6 KAYSERİ
Tel: 0 352 222 45 28-29
Faks:0352 232 84 12
ELİF ERGİN KOÇ
DENİZLİ
AB BİLGİ BÜROSU

ayda@dso.org.tr
ayda@denizliso.tobb.org.tr

DENİZLİ SANAYİ ODASI
ATATÜRK BULVARI NO: 94/2-3 DENİZLİ
Tel: 0 258 242 10 04/131
Faks:0258 263 81 25
AYDA KOÇAK
BURSA
AB BİLGİ BÜROSU

dinceremir@yahoo.co.uk

BURSA TİCARET VE SANAYİ ODASI
ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ, MAVİ CD. 2. SOK. NO.2 BURSA
Tel: 0 224 241 57 66
Faks: 0224 242 85 12

DİNÇER EMİR
TRABZON
AB BİLGİ BÜROSU

yakupkarbuz@gmail.com

TRABZON TİCARET VE SANAYİ ODASI-
PAZARKAPI MAH. SAHİL CAD. NO.103 TRABZON
Tel: 0 462 326 80 70/250
Faks:0462 321 88 77

YAKUP KARBUZ
SAMSUN
AB BİLGİ BÜROSU

mailto:nalıc@samsuntso.org.tr
necmialic@gmail.com

SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI
BUĞDAYPAZARI ABBASAĞA GEÇİDİ NO.8 SAMSUN
Tel: 0362 431 42 20
Faks:0362 432 90 55
NECMİ ALIÇ
ANTALYA
AB BİLGİ BÜROSU

btopkaya@atso.org.tr

ANTALYA TİCARET VE SANAYİ ODASI-
KAZIM ÖZALP CADDESİ 2. SOKAK NO: 4 ANTALYA
Tel: 0242 248 99 00/1619
Faks:0 242 244 27 89

BURCU TOPKAYA
ADANA
AB BİLGİ BÜROSU


alpar@adana-to.org.tr
ADANA TİCARET ODASI
ABİDİNPAŞA CAD. NO : 52 SEYHAN ADANA
Tel: 0 322 3513911/442
Faks :0322 351 80 09
ALPAR BAYKOZİ
VAN
AB BİLGİ BÜROSU

koruc65@hotmail.com
keremoruc@vatso.org.tr
VAN TİCARET VE SANAYİ ODASI
CUMHURİYET CADDESİ ŞEREFİYE MAH. DEMİRCİLER SOK. / VAN
Tel: 0 432 214 39 89
Faks:0432 216 44 88
KEREM ORUÇ
EDİRNE
AB BİLGİ BÜROSU

fusunozerdem@yahoo.com
fusunozerdem@edirne.gov.tr


EDİRNE VALİLİĞİ, EDİRNE BELEDİYESİ, TRAKYA ÜNİVERSİTESİ, EDİRNE TİCARET VE SANAYİ ODASI
PAŞAKAPISI GÜNEY KÖŞKÜ, HÜKÜMET CADDESİ, 22020 EDİRNE
Tel: 0 284 214 93 13
Fax:0284 214 22 13
FÜSUN ÖZERDEM
AB BİLGİ BÜROLARI AĞI İLETİŞİM BİLGİLERİ



BAŞVURU ŞEKLİ :
Eserler elden, e-posta yada posta ile yukarıda iletişim bilgileri verilen AB Bilgi Büroları’na iletilecektir. 5 nüsha olarak hazırlanacak eserlerin yalnızca 1 nüshasında adı/soyadı/ rumuz ve okul bilgisi bulunacaktır. Diğer nüshalarda ise sadece rumuz bulunacaktır.
E-posta ile yapılacak başvurularda;
- öğrenci adı/soyadı/ rumuzu ve okul bilgisi mutlaka e-posta da bilgi olarak verilecektir.
- öğrenciye ya da danışman öğretmene ulaşılabilecek bir telefon numarası
mutlaka bulundurulacaktır. E-postanın gönderildiğine ilişkin AB Bilgi Bürosu’ndan teyit alınması tavsiye edilmektedir.
Posta ile yapılacak başvurularda;
- eser 5 nüsha olarak hazırlanacaktır.
- 1 nüshada adı/soyadı/ rumuz ve okul bilgisi bulunacaktır
- 1 nüsha CD- Rom ya da diskette kaydedilecek gönderiye eklenecektir.
- telefon bilgisi
- son başvuru tarihinden sonra Bürolara ulaşan eserler değerlendirmeye alınmayacaktır.
- eserler her ilin AB Bilgi Bürosu’nun yukarıda belirtilen adresine gönderilecektir.
Postanın gönderildiğine ilişkin teyit alınması tavsiye edilmektedir.
GÖNDEREN : Gözde KARATA
Gaziantep Lisesi
Atatürk Bulvarı No:10
Başkarakol – Şehitkamil / GAZİANTEP Örnek Zarf
AB ÖYKÜ YARIŞMASI BAŞVURUSUDUR.
Gaziantep AB Bilgi Bürosu
Gaziantep Ticaret Odası
İncilipınar Mah. 16 Nolu Sok.
Şehitkamil/ GAZİANTEP





Elden yapılan başvurularda;
- eser 5 nüsha olarak teslim edilecektir.
- 1 nüshada adı/soyadı/ rumuz ve okul bilgisi bulunacaktır
- 1 nüsha CD- Rom ya da diskette kaydedilecek ve teslim edilen dosyaya eklenecektir.
- son başvuru tarihinden sonra teslim edilen eserler değerlendirmeye alınmayacaktır.
- eserler her ilin AB Bilgi Bürosu’nun yukarıda belirtilen adresine teslim edilecektir.

AB BİLGİ BÜROLARI AĞI KOORDİNASYON BİRİMİ
İletişim Bilgileri

İlgili Kişi: Gözde KARAATA – Proje Asistanı
Adres: Gaziantep Ticaret Odası, AB Bilgi Büroları İletişim Destek Programı Proje Ekibi
İncilipınar Mah. 16 Nolu sok. Şehitkamil/ GAZİANTEP
Tel : 0342 220 30 30
Faks: 0342 231 10 41
E-posta : gozdekaraata@gto.org.tr


AB BİLGİ BÜROLARI AĞI
AB ÖYKÜ YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ
8 EKİM 2008, ANKARA
TASLAK PROGRAM

08 Ekim, Çarşamba
Yer: Milli Eğitim Bakanlığı, “Başkent Öğretmenevi”

10 : 30 – 10:45 Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı
Büyükelçi Sn. Marc Pierini tarafından yapılacak olan Açılış Konuşması
10:45 – 11:00 Milli Eğitim Bakanı Sn. Hüseyin Çelik tarafından yapılacak olan Açılış konuşması

Ödül Töreni
11:00 – 11:30 Ulusal Düzeyde Ödül Alan I., II. ve III. Eserlerin Duyurulması
(Ödül: Brüksel ve Paris Ziyareti kazanan Öğrenciler)
İlk üç isme ödüllerinin sunulması:
· Bakan Hüseyin Çelik
· Delegasyon Başkanı Sn. Marc Pierini
· Öykü yazarları
1. aşamada ilk üçe girenlerin ödüllerinin sunulması
12:00 – 13:00 Öğle yemeği
Yer: Başkent Öğretmenevi
13:30 – 15:00 Anıtkabir Ziyareti
15:15 – 17:00 Feza Gürsey Bilim Merkezi’ni Ziyaret
17:00 – 18:30 Öğrencilerin öykü yazarlarıyla bir araya gelmesi
Kokteyl
Yer: Başkent Öğretmenevi
19:00 – 21:00 Akşam Yemeği
Yer: Başkent Öğretmenevi

BAYRAM TURLARI BİZDEN SORULUR

Bizden tatil paketi isteyin

BAYRAM TURLARI BİZDEN SORULUR

Bayram turu bu rezervasyondan yararlanmalısınız. Bodrum2un en güzel yeri Bitez yalısında tatil bizim işimiz. Çocuklarınızla Yaşam Tasarımı yaparken sizler yaşamınıza renk katın. Butşk bir otelde tatilin ve bayramın zevkini yaşayın. ERKEN REZERVASYON... Kendi fiyatını kendin se. biz sizi bekliyoruz.
0533-6666911
0252-3638469

Sunday, July 20, 2008

AĞRI
Ağrı şehri ismini kendi sınırları içindeki “Ararat”dağından alır.
Çok eski yıllarda yeryüzünde bir su baskını oldu. Nuh Peygamber tufandan kurtulmak için bir gemi yaptı. Eşlerini ve üç oğlunu yanına aldı. Her canlıdan bir erkek bir dişi gemisine yerleştirdi. Gemi tufandan sonra Cudi (Ağrı) dağının doruğunda kaldı.
İçindekiler ölümden kurtuldu.
“Sonsuzluğa doğru kalkacak
Sihirli bir gemi gibisin
göklerde demirli”
Ahmet Muhip Dranas
Zamanla halk dilinde Ararat sözcüğü değişti, kısaldı, “Ağrı” haline döndü.

BALIKESİR
Balıkesir’e 2006 yılında gelen deneyşmli Vali Sayın Selahattin HATİPOĞLU Fransızca bilmekte. Balıkesir ili hem Ege, hem de Marmara Denizine kıyısı olan bir şehrimiz, önemli doğa harikaları ile çevrilidir. Kuşcenneti Milli Parkı (A) Sınıfı Avrupa Diploması’na sahip olup, görülmeye değer eşsiz yerlerimizden.
Deniz, kum, güneş yanında; tarih, termal kaynaklar, yemyeşil zeytin ve çam ormanları, bitki türleri, Kazdağları’nın efsanevi güzellikleri ve bol oksijeni ile dünyanın en güzel, en sağlıklı turizm çekim merkezidir. Ayvalık, Antandros, Adramytteıon gibi antik şehirler, açık hava müzesi görünümleriyle her türlü turizm hareketliliğine olanak sağlar. Turizmde ilk planlı çalışlma Balıkesir’in Erdek, Akçay, Ayvalık ve Burhaniye gibi yerleşim birimlerinde başladı. Bu özellikler Balıkesiri gerçek anlamda diğer turizm cennetlerimizden ayırır, önemli kılar. Balıkesir İşletme Belgeli Tesis bakımından (82 tesis) Türkiye’de 7.sıradadır.
Susurluk çayının kollarından Kazanpınar deresi üzerinde kendi adını taşıyan ovanın batı kıyısında kurulmuş. Çok sevimli ve ünlü bir ilimiz. Burası MYSIA adıyla bilinir. Roma Selçuklu egemenliklerinden sonra Osmanlı topraklarına katıldı.
Karesi Beyliği’nin kurulduğu İlin, Merkez ve çevresinde tarihi kalıntılar, konaklar, camiler, türbeler, kiliseler ve eski dönemlere ait şehir merkezleri bulunur.
Daha sonra Balıkesir adını aldı. Şehrin adının “Eski Hisar” anlamına gelen “PaleoKasto” dan türediği sanılıyor. Halk arasında dolaşan söylentilere göre ise Balıkesir sözü “Balı çok” anlamına geliyor. Bilindiği gibi balı da ünlüdür.
MİLAS ve BODRUM
Ünlü tarihçi Heredot Bodrumludur
Bodrum yöresinde mandalina bahçeleri yok olsa da düğün gelenekleri halen sürüyor. Koskocaman develere çeyizler yüklenir. Deve gelinden de güzel süslenir. Devenin iki yanından bohçalar heybeler sarkıtılır. Saygın biri devenin önünde yürür. Davul zurna ile devenin peşinden tepsiler içinde kırmızı kurdelelerle bağlanmış tepsiler sıralanır. Çoluk çocuk neşeyle yürünür.
Kına geceleriyle bir hafta süren davet yemekleri; dolmalar, keşkek, tatlılar ve turşular masalarda eksik olmaz. Ot yemekleri ününü her zaman korur. Bodrum düğününde ortaya çıkıp oynayabilmek için çalgıcı masasına para bırakmalısınız. Eskiden bu yana devam eden bir gelenektir bu.
Ahşap işlemeler, ipek dokumalar, taş evler Kızılağaç köyünde yaşayanların dünyasını oluşturur. Milas kilimleri konukları büyüler. Kızılağaç için Labranda antik kente doğru gitmelisiniz. Her isteğinize boyun eğen sevdikleriniz; sizi bu ziyaretten yoksun bırakmazlar diye düşünürüm.
Şimdi Bodrum’da üniversite gençliği var, Muğla Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile bir kaç yıldır öğretime başladı. Dileğimiz bu eğitim ve öğrenim içinde Milas Kilimlerinin ayrı bir yeri olması.

Bodrum Adı
İlk çağ adı Halikarnasostu. Bizans, Rodos şovalyeleri ve Menteş Beyliği egemenliği altında kaldı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Rodos ile birlikte Osmanlı topraklarına katıldı.
Bodrum Efsanesi;
Bodrum’un hemen yanında Bardakçı koyu vardır. Eski çağlarda burada duru bir göl varmış. Gölün suyu yemyeşilmiş. Mersin ağacından taraklarla saçını tarayan Su Perisi bu gölde yıkanırmış. Bir gün yakışlıklı bir genç Su Perisini görrnüş. Aşık olmuş. “Bizi kavuştur” diye dua ediyormuş. Tanrı bu iki sevdalıyı birleştirmiş. Tek beden, iki kafa olarak orada yaratık olarak kalmışlar. Yaşamları sona erince, Kaplankaya adı verilen bölgeye gömülmüşler. Bir de anıt yapılmış. Sonradan o güzel yöre evlerle dolmuş
BURSA
Türkiye’nin beşinci büyük şehri Bursa’dır. Eski çağlarda Bitinye adı verilen bölgenin başşehriydi Bursa. Bursa’yı kuran da Bitinya Kralı Prusias’tır. Önce Bursa’nın adı “PRUSA” oldu.
Günümüzde Bursa bir sanayi şehridir. Ama benim izlenimlerimi almak isterseniz, bursa benim için eğlence merkezimdir. Hem eğlenirim hem de dinlerim. Eşim ve çocuklarımla çoğu zaman alış verişlerimi bile arabamızla geçerken otoban üzerindeki o çok güzel sunum yapan mağazalarından alırız. Kaplıcaları sıcacık suları, kış aylarında Uludağ’ı sanki Türkiye için bir nimettir.İstanbul’da bir hafta sonu planı yapmak, dostlarla mutlu birkaç gün geçirmek Bursa’ya gitmekle mümkün olur. Sizlere de bu tür planlarda söz hakkı verildiğinde Bursa’ya gidelim diyebilirsiniz. Hayvanat Bahçesi. Kır kahveleri, sokak araları en sevdiğim mekanlarıdır. Sizlere türbe ve tarihi camilerinden de söz etmek isterim, ama oralara mutlaka gidip göreceksiniz diye düşünüyorum. Bir imza programı içinde Bursalı gençlerle ve çocuklarla tanıştım. Belediye’nin Kütüphanesinde yapılan bu etkinlik bana Amerika’daki kütüphaneleri anımsattı. Etkinlik, imza, çocuklar ve kitaplar her şey özenle hazırlanmıştı. Bu kuruluşta çalışan insanlar çocuklara kitap sevgisi verebilmek için özenle seçilmişti. Çocukların ve gençlerin kitaba olan sevgilerini görmem de unutamayacağım anılarımın arasındadır. Gelin hep beraber Bursa’ya bir KÜLTÜR ve etkinlik şehri diyelim
SÖYLENTİ
Polifemos, Hylas ve savaşçı Herakles çok iyi arkadaştırlar. Birlikte savaşa katılırlar. Mudanya’ya(Mirlea- o günkü adı) ulaşırlar. Herakles bir şanssızlık yaşar; küreği kırılmıştır, yerine yenisini yapmak zorundadır. Mudanya’da bir ağaç dalına uzanır, onu kürek yapmak için keser.
Hylas, arkadaşı kürek yapmak için uğraşırken, su aramaya gider. O kadar uzaklaşır ki ormanın içinde kaybolur.
Yakışıklı ve güzel bir genç olan Hylas’e aşık olan su perileri onu saklamışlardır. “Hylas! Haylas” diye bağırarak ormanın içine dalan arkadaşları, günlerce dolanırlar. Ne yazık ki bulamazlar. Herakles yoluna devam etmek zorundadır.
Polifemos’un arkadaşına kavuşma umudu kaybolmaz. Herakles umudunu kaybetmiş bir şekilde yoluna devam eder. Polifemos mutlaka bulacağına inanır, orada kalıp aramaya devam eder. O bölge Polifemos’un gelecekte yaşayacağı yer olur. Yöreye yerleşir. Önce ova üzerinde KİOS şehri daha sonra PRUSA kurulur. Yani o şehir bu gün BURSA şehridir.
MAGNESYA-MANİSA
Ege bölgesindeki Manisa’nın ismi çok büyük değişimlere uğramadı. Yunanca olduğu sanılan “Magnesya” sözünden geliyor. Türklerin koyduğu Manisa ismi önce “Magnesya” olarak söyleniyordu.
Şehri Süleyman Şah ele geçirmeden önce sırasıyla; Lidya, Pers, Makedonya, Rama ve Bizans egemenliklerinde kaldı. Bu şehir Birinci Haçlı seferlerinden sonra bir kez daha Bizanslıların eline geçti. Anadolu Selçuklu Devletinin Uç beylerinden biri olan Saruhan Bey tekrar ele geçirdi. Anadolu Selçuklu Devletinin de son yıllarıydı, alınan şehir başkent yapıldı. Manisa daha sonra Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.
EFSANE-AĞLAYAN KAYA
Manisa’daki ağlayan kayanın Kral Tantalos’un kızı Niobe olduğuna inanılır. Niobe’nin on iki çocuğu vardır. Çocuklarıyla gurur duyar, başkalarını küçümser. Onları çok üstün görür. Leto çok kıskanır. Çocukları Artemis ve Apollondan Niobe’yi cezalandırmalarını ister. Böylece onlar Niobe’nin çocuklarını öldürürler.
Niobe’nin acısı sonsuzdur. Acıyı dindirmek için Baştanrı Zeus Niobe’yi kaya haline dönüştürür. O gün bu gündür, acısı dinmez, halen kayadan yaşlar gelir.


AKÇAABAT
Şirinliği ile ünlü olan Akçaabat herkesin görmesi gereken bir yerleşim yeridir. İsmini ünlü kalesinin beyaz renkli taşlarından alır. Akçaabat kalesi zamanında limanı korumak için yapıldı.
AKÇAABAT ÖYKÜSÜ
Bizans’ın tekfuru çocuk sahibi olamıyormuş. Bir gece ilginç bir rüya görmüş. Rüyasında kapkara sakalları olan bir papaz ona; “senin bir kız çocuğun olacak. Ama onu hiç güneşe çıkarmayacaksın, güneşe çıkarırsan sararıp solacak. Çocuğun hiç güneş görmemesi lazım” demiş.
Bir gün Bizans tekfurunun gerçekten bir kız çocuğu olmuş. Çok sevinmişler. Çaresiz tekfur, kalenin içinde hiç penceresiz bir oda inşa ettirmiş. Kızını bu odaya koymuş. İçeri güneş giremiyormuş.
Günler geçmiş, tekfurun kızı büyümüş.
O yılların birinde Selçuklu Türkleri kaleyi kuşatmışlar. Bir türlü kaleyi ele geçiremiyorlarmış. Sonunda yeraltından bir tünel kazmaya karar vermişler.
Tekfurun kızı kazılan bu tünelden gelen yakışıklı bir askeri görünce, şaşırmış. O an âşık olmuş. “Beni buralardan al götür, yakışlıklı asker “diye yalvarmış. Meğer asker de, bir bakışta kıza âşık olmuş. Kızın yalvarmalarını yanıtsız bırakması olanaksızmış.
Askerle tekfurun güneş görmemiş kızı birlikte çıkmışlar. Kız bir anda kendinin gün ışığının içinde bulmuş. Sararıp solmaya başlayan kız; yanındaki askere hayran hayran bakarken, ne yapacağını bilememiş. Birkaç adım sonra da ölüp kalmış.
Kızın öldüğü yerde beyaz zambaklar bitmiş.
Kaleyi ele geçiren Türk komutanı kızın öyküsünü dinlemiş. Çok üzülmüş. Kızın öldüğü yere taşları bembeyaz bir türbe yaptırmış. Zamanla herkes bu türbede adak yapmaya başlamış. Özellikle sevgilisine kavuşmak isteyen âşıklar gelirmiş. Daha sonra o türbenin etrafında evler kurulmuş.
İşte o yöre Trabzon’a bağlı, Akçaabat ismini alan o şirin yerleşim yeri olmuş

ANKARA
Ankara bir zamanlar bağlar bahçeler diyarı bir yöreydi.
Anakara’nın adı Engürü olarak geçer. Ankara sözünün üzüm anlamına geldiğini Engür sözünden türediğini söyleyen kaynaklara rastlarsınız.
Yunanca’da koruk anlamına gelen “Agurida” sözü de vardır.
Hint-Avrupa dilinde “eğmek “ anlamına gelen ANK
Sanskritçe’de “Kıvrıntı” anlamına gelen “ANGAB” sözü var.
Latince’de “çengel” anlamına gelen, “ UNCUS” sözünden türediğini savunanlar da var.
Frigya’da da “ANK” sözcüğü var.
Engebeli, kıvrıntı sözcüğünden aldığını kabul etmek en mantıklısı gibi görünüyor.
Sırasıyla Ankara; Ankrya, Ankura,Ankuria, Angur, Engürü, Engürüye, Angare, Angora, Ancora, ve son olarak da ANKARA ismini aldı.
ANTAKYA
İsa’dan önce 4000 yıllarından söz ediyoruz. Şöyle bir düşünüp, ne kadar eski bir yerleşim yeri olduğunu kabul edebilirsiniz.
Kurulduğu günden beri de üzerinde yaşam olan bir şehir.
Antakya’da önce Hititler yaşamaya başlıyor. Antigonos büyük bir general, bu büyük general, önce Suriye ve ardından Antakya’yı işgal eder.
Antigonos Makedonya kralı Büyük İskender’in Generallerindendir. İşgal ettiğinde, Antakya diye bir şehir yoktu, toprak vardı.
İsa’dan önce 300 yıllarında Makedonya Kralı Seleukoz Antakya’yı kurdu. Siz de olsanız belki onun gibi yapardınız, kurduğu şehre babasının ismini verdi. ANTİOKHİA şehrin adı oldu. ANTİOKHİA zamanla çok büyüdü. Başşehir olmayı başardı.
Bizanslılar, Romalılar ve Yunanlılar bile bu şehri ele geçiremediler. Çin ve Doğu Türkistan’dan gelen ticari kervanların kavşak noktasıydı. Çok önemli bir şehirdi.
Yavuz Sultan Selim Antakya’yı 1515 de Osmanlı topraklarına kattı.
GÜZEL “İSKENDERUN”
Antakya’dan söz edip de, güzel İskenderun’dan söz edilmez mi?
Deniz kenarında şirin bir yerleşim yeri. İskenderun’u da Büyük İskender kurdu. Antakya’dan bir yıl sonra kuruldu. Yani 1516 da.
İsmini kurucusundan alır. Önceleri ismi, Küçük İskender’di, yani Aleksandria Minor. Mısır’da da İskenderiye şehri vardı, onu da İskender kurmuştu. İskenderun’a küçük denmesinin nedeni ikisinin birbirine karışmaması içindi. Çok güzeldi, ama gerçekten küçüktü.






EDİRNE
Edirne yalnız Edirnelilerin değil. Türkiye’ye adım atan her yabancının bizleri tanıyabileceği bir yerleşim yeri.
Eski adı Odris olan Edirne önemli bir şehrimiz diye düşünüyorum. Bu günkü Edirne daha özel, bakımlı olabilir. 21. Yüzyılda yaşarken Edirne yalnız bırakılmamalı. Biraz sanat, biraz gözü mutlu eden düzenlemelerle hoşlanılacak bir hale getirilmeli.
Göbekler, yol çizgileri, Avrupa şehirlerindeki gibi dönüşleri gösteren renkli oklarla hemen anlam kazanabilir. Edirne’ye her gidişimde Brüksel’in Tervuran kasabasını hatırlarım. Tervuran çok sevilen bir yerleşim yeri olmasına rağmen Belçikalıların gözdesi değildir, ama dışardan gelen yabancıların çok ilgisini çeker. Keşke Edirne başkanları Tervuran ile Edirne şehrini kardeş yapsalar. Birbirlerinin güzelliklerini paylaşsalar diye düşünürüm. Biraz düzenlemeyle oradan çok daha güzel olabilecek bu önemli şehrimizin kalbimde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Selimiye Camisi çevresindeki karışıklık Kapalı-çarşısının güzelliğini bile unutturacak hale getirebiliyor. Bence Selimiye Camisinin etrafı sokak satıcılarından ve kargaşadan arındırılmalı. Caddelerde ve sokak aralarındaki su sızıntıları, ıslaklıklar, çağa uymayan trafik akışı düzenlenmeli diye düşünüyorum.
Edirne’yi sevenler mutlaka onun güzelliği için binaları yıkmadan, yeni binalarla güzel tarihi şehri boğmadan da bir şeyler yapabilirler.
İSMİ NEREDEN GELİYOR
İkinci Yüzyılda yeniden, Hadrianus tarafından kurulduğu için adı; Hadrianopolis olarak kabul edildi.
İsim yanına eklenen ek (opolis) şehre, “onun şehri” anlamını verir. Kendi adıma bir şehir kurmaya karar versem, bu kurala uyarsam adının “Filizopolis” olması gerekir. Yani filiz’in şehri. Sizler de kendi isimlerinize göre şehirler kurabilir, o şehirlere isim verebilirsiniz.
Trakya’da, İstanbul’dan sonra en büyük şehrimiz Edirne’dir. İlk kez kurulduğunda ismi Odris olan Edirne, Tunca ve Arda ırmaklarının birleştiği yerdeydi. Roma ve Bizans egemenlikleri altında kaldı. Birinci Murat zamanında Bizanslılardan alınıp Osmanlı ülkesine katıldı. Batılı kaynaklarda uzun zaman ismi; Adrianopolis olarak görülür. Bu günkü ismini Osmanlılar verdi.

Bu İsim Ona yakıştı
Sino, Germanicia, ve Markasi gibi isimler aldıktan sonra Maraş olarak bilindi. Hititler tarafında kullanılan Markasi sözcüğünün halk dilinde değişerek Maraş olduğu düşünülüyor.
Asur, Pers, Makedonya ve Kapodokya Krallıklarından sonra Romalıların eline geçti. Romalıların şehir için kullandıkları isim Germanicia idi. Bu isim Roma imparatoru CALLİGULA’ya ile eşleştirildi-Germanikelia. Kahramanmaraş Bizans ve Arap egemenlikleri altında kaldı. Maraş adının Arapça “zelzele-titreme” anlamına gelen “Re’aşa” filinden türeyerek olduğunu savunanlar da var. Şehir daha sonra Selçukluların eline geçti. 1515 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde şehrin adı Zülkadir sözcüğü ile de kullanıldı.
Birinci Dünya Savaşından sonra İngilizler Maraş’ı işgal edip Fransızlara teslim ettiler. Şehrin kahraman halkı savaşıp, 11Şubat1922de Şehri düşmandan kurtardı. Bu kahramanlığın anısına çıkarılan bir yasayla Şehre KAHRAMAN sözcüğü eklendi.

Tarihin çok eski zamanlarında burada Tumanna isimli bir şehir vardı. Gas-Gas adlı savaşçı çok iyi ata binerdi. O kavimdekiler daima siyah deri giysiler giyerdi. Sümer ülkesinin kuzeyindeki yurtlarını terk edip, Asur Devletinin kurulmasıyla daha güneye geldiler. Geldikleri ülke Tumana idi. Batılı uzmanlara göre bu isim; Gas ve Tuman sözcüklerinin kaynaştırılmasıyla doğdu. “Gastuman” şeklini aldı.
Kastamonu sözcüğü de işte böylece “Gastuman” sözcüğünden türetildi.
Bir Efsane
1124 yılında Melik Gazi Gümüştekin tarafından Kars kalesi kuşatıldı. Melik Gazi Alpaslan’ın komutanlarındandır. Haftalarca süren bir kuşatma olmasına rağmen kale alınamadı. Bizans komutanının kızı Moni, savaş devam ederken Yakışıklı komutan Melik Gazi’ye âşık olur.
Genç kız aşkıyla sevgilisine yardım etmek ister. Duygularının peşinden sürüklenip, anahtarları çalar ve kale kapılarını genç ve yakışıklı komutana açar. Böylece kale Türklerin eline geçer. Durumu öğrenen Bizans tekfuru, Gümüştekin’in canını bağışlar, kızına da bir zarar vermez, ama kızının yaptığına dayanamadığı için; “Bana gastın neydi Moni” diyerek, kendi hançeriyle kendi canına kıyar


KIRKAĞAÇ
1350 yılında Türk Kalbuz aşiretleri tarafından kurulur. Kırk çadır kırk ağacının dibinde kurulduğu için adı KIRKAĞAÇ olur.
BİR EFSANE
Bir rivayete göre oğlu lehine tahttan çekilip Manisa’da dinlenmekte olan İkinci Murad’ı, oğlu Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a davet eder. Ancak yolda karısının doğum sancısı tutar. Akhisar’in Başlamış köyünde başlayan bu ağrılar “Kurtulmuş Köyü”nde biter. Çocuk dünyaya gelir.
Sarı Abdullah Mesnevi’yi ilk Türkçeleştiren kişidir. Sarı Abdullah hükümdarın hocasının çok yakın arkadaşıdır. Sarı Abdullah o yörenin ileri gelenlerini de yanına alarak bebeği ziyarete gider. Hediyeler götürürler. Hükümdarı kırk çadırın bulunduğu KIRKAĞAÇ’a davet ederler. Kırk büyük çınar ağacının altında ziyafet verilir. Hükümdar buraya ev yaptıracak olanlardan vergi ister.

AYDIN
Büyük Menderes ovasının tam ortasında. Kendi adını taşıyan dağların, güneyindedir.
Eğitimli gençleriyle her zaman dikkati çeker Aydın. Gençlerin yaşamında önemli yeri olan sınavlarda Aydın’da eğitilen gençler ön sıralardadır. Onları hayranlıkla izlerim.
Aydın yeşilden de kısmetini alan güzel bir şehrimiz. Bu tarım kenti, ne yazık ki şu zamnlarda su sıkıntısı çekiyor. Aydın Valisi Mustafa Malay suyla yatıp suyla kalktığını söylemekte. Akıllı planlarla bu sıkıntıyı hafifleteceğini düşünüyorum.
Aydın önemli üç kaplıcayı bünyesinde barındırıyor. İmamköy ve Davutlar kaplıcaları çok sağlıklı. Önemli mineralleri barındıran kaplıcalardan yararlanmayı bilerek gençleşen ve hastalığına şifa bulanları çok şanslı. Aydın’a uğradığınızda mutlaka Zeus Mağarasına gitmelisiniz. Dilek yarımadası üzerindeki Zeus Mağarası çocuklar için yüzme olanağı sağlayan bir küçük havuza da sahip. Etrafı ağaçlarla çevrili bir yoldan mağaraya ulaşılır. Oraya gitmek çok eğlenceli.
Efeler fakire fukaraya yardım eden, köy yiğitleridir. Delikanlı, efe, zeybek bunlar birbirini çağrıştıran sözcüklerdir. Aydın efelerinin tarihte kahramanlıkları vardır.
Size Aydın’a özgü deyimlerden de söz etmeliyim.; “Pis boğazla, boş boğaz dertten kurtulmaz” “Dağ dağ üstüne olmuş, ev ev üstüne olmamış” sözleri Aydın’a aittir. Benim en sevdiğim deyimlerden biri olan “şekerleme yapmak” “canı çekmek” gibi deyimler de Aydın’a aittir.
Aydın
İlk olarak şehri Argoslular kurdu. Bu günkü ismini Aydınoğullarından Mehmet Bey Verdi. “Aydın Güzelcehisarı”
Zamanla kısalarak Aydın adını aldı. Bu isim Mehmet beyin babasının ismidir. Yıldırım Beyazit Osmanlı topraklarına kattı.
Aydın İnciri
13 Eylül 2007 de Aydın’ın en önemli meyvesi Aydın inciri olarak bir kokteylle tescillendi.

BAYBURT
Ortaçağdaki adı; “Paypert” ya da, “Pepert” idi. Bu günkü adı bu isimlerden geliyor
Doğu Karadeniz bölgesinin iç bölümündedir. Kültür festivalleriyle dünyaya açılan Bayburt uzun zaman Gümüşhane ilinin ilçe merkeziydi. Bayburt’un tarihi çok eskidir. Bayburt’un en büyük özelliği, Selçukluların Anadolu’da ilk ele geçirip yerleşikleri yer olmasıdır. Çaldıran savaşından sonra Osmanlı topraklarına katıldı.
Bana göre Bayburt’ta TURKCE DİL FESTİVALLERİ yapılmalı.
Bayburt’un kendine has sözcükleri vardır. Mahalli sözcüklerinden bir çoğu bu gün değişik yörelerde de sevilerek kullanılır. Bunlardan bir kaçı; süt ve yoğurttan yapılan maddelere Ağartı derler. Bu sözcüğün dilimiz için ne kadar gerekli olduğunu size söylemeliyim. Süt mamullerinin çok olduğu bir ülkede yaşıyoruz böyle bir sözcüğün varlığı Türk diline zenginlik verir.
Yeterince mayalanmamış ekmek hamuruna Anık denir. Hepimizin kullandığı sözcük Bıldır-Gelecek yıl bir Bayburt sözcüğüdür. Cılcıbıl sözcüğü çıplak sözcüğü yerine kullanılır. Tarlayı yabancı otlardan temizleme sözcükleri bile vardır. Kahan bu anlamdadır.
Şaplak sözcüğünü hepiniz duydunuz sanırım, bu da bir Bayburt sözcüğüdür. Bayburt yöresinde kullanılan ve Türkçe kurallara uyan sözcükler dil üzerinde çalışma yapanlara kaynak teşkil edebilir diye düşünüyorum.
Ünlü Şair Zihni’yi yetiştiren şehirde dilin zengin olması doğaldır.
Bayburt Valisi Musa Küçükkurt değerli valilerimizden biridir. İngilizce bilen Valimiz değişik eğitimlerden geçerek bu göreve atandı. Doğal Kaynaklardan biri olan BAYBURT taşına büyük önem veren Sayın Valinin 10 kat fazlalaştırılarak taşın çıkarılması için çalışmalar yaptığı bilinmekte. Bu taşın Pazar sorunu olmaması bizleri heyecanlandırmakta. Belki Sayın Küçükkurt Bayburt’a şairleri, yazarları, dil uzmanlarını davet edeceği bir festivale de öncülük edebilir. Bizler de Junior ekibi olarak bu festivalin içinde yerimizi alırız. Selçuklu egemenliklerinden sonra, Osmanlı Ülkesine katılması Yavuz Sultan Selim zamanında oldu.
İlimiz Doğu Anadolu bölgesindedir. Derin ve dar bir vadinin içindedir. Vadi de ayni isimle anılır.
Şehrin tam olarak kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor . İsminin de nereden geldiği ile ilgili bazı görüşler var. “Bageş” ya da “Paşagiş adı yakıştırılıyor.. Bazıları da Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “ “Badlis” burada bir kale kurar diye söz ediyor.
Bitlis ismi de diğer bir çok şehirde olduğu gibi şehri kuran komutanın ismini alır.

BİTLİS
Arap ve Selçuklu egemenliklerinden sonra, Osmanlı Ülkesine katılması Yavuz Sultan Selim zamanında oldu.
İlimiz Doğu Anadolu bölgesindedir. Derin ve dar bir vadinin içindedir. Vadi de ayni isimle anılır.
Şehrin tam olarak kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor . İsminin de nereden geldiği ile ilgili bazı görüşler var. “Bageş” ya da “Paşagiş adı yakıştırılıyor.. Bazıları da Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “ “Badlis” burada bir kale kurar diye söz ediyor.
Bitlis ismi de diğer bir çok şehirde olduğu gibi şehri kuran komutanın ismini alır.

Hititler Anadolu egemenliğine bu şehirde başladı. Hitit Medeniyetinin başkenti Hattuşaş bu şehirdedir. Çorum bu gün de bir KÜLTÜR ve Sanat şehri.
Özellikle Sungurlu ilçesinden söz etmek istiyorum. Kültür Sanat ve İletişim Festivali için davet edildiğimde Sungurlulular pek çok şair ve yazarı ağırlıyordu. Sungurlu’da bizlere sanatın zevkini yaşattılar. Az olanaklarla çok büyük bir festival düzenlenmişti. Tiyatrodan soylesiye, soylesiden sergiye onlarca etkinliğe katıldık. Festivaldeki etkinliklerle şehir daha da anlamlı bir hale gelmişti. Halkın ve görevlilerin ilgisi görülmeye değerdi. Dönüşümüzde yüreğimizde Çorum-Sungurlu sevgisi yerleşmişti.
“Hattuşa” 1986 yılından beri “Dünya Kültür Mirası Listesi” inde yer alır. Alacahöyük Çorum’a 45km uzaktadır. Eski Tunç Çağı ve Hitit çağında önemli bir dini tören ve sanat merkezi oldu. Alacahöyük’te 4 uygarlık çağı ortaya çıkarıldı. Hititlerin Başkenti Hattuşa kazılarına verilen destek ile “dünyada bir ilk” olarak nitelendirilen proje tamamlandı. Tarihi Milli Park olan ve “UNESCO Dünya Mirası Listesi”nde bulunan Hattuşa’daki Hitit Surları’nın 65 metrelik kısmının orijinal yapısına bağlı kalınarak ayağa kaldırma çalışmasının tamamlanması ile surların tarihi görkemi günümüze taşındı.
Bu güzel şehre, daha fazla yatırım yapılmalı. Sivil toplum örgütleri projelerine koyup şehrin tarihi ilçelerini de sık sık ziyaret etmeli. Boğazköy gibi göz yaşartacak kadar tarihten izler taşıyan yörenin hiç unutulmaması gerektiğine inanıyorum. Okulların da geziler yaparak bu güzel ve tarihi yöreyi çocuklarımıza, gençlerimize tanıtmaları gerekir. Bogazköy’ün, Hattuşaş’in canlandırılması gerektiğine inanıyorum.
Çorum günlük yaşamımızda deyim ve atasözleri gelenekleriyle de var. Çorum’dan gelen özdeyişler çoğumuzun dilinde.

***Acı baldırcanı , kırağı çalmaz,
***Büyük dağın büyük dumanı olur,
***Çirkin bürünür güzel görünür
***Çok söyleme arsız olur, aç koyma hırsız olur
***Düşman düşmana küçük taş atmaz
Kına Gecesi
Çorum’da düğün adetleri de çok ilginçtir. Evliliklerde aileler halen söz sahibidir.
Bu gün size kına geceinden söz etsem sanırım adetlerin ne kadar korunduğunu görebilirsiniz. Cumartesi günü kız evinde herhangi bir saatte “kına yürütme” yapılır. Erkek tarafı iki veya üç kadını bir erkekle beraber kız evine “kınacı” olarak yollar. Bunlar yanlarında kına, kuru yemiş, et, börek, tatlı ve kızın gelinliğini götürürler. Kızın kınada giyeceği kıyafeti de erkek tarafı alıp götürebilir. Ayrıca davul ve zurna da kınacılarla gider. Gelen kınacılara yemek verilir. Kınacılar kızı giydirip süslerler, kızı ortaya getirip oturturlar, yüzüne allı bir yazma örterler, kına türküleri ve ilahi okurlar. Kızı ve orada bulunanları ağlatırlar. Bittikten sonra kızın avucuna para veya altın konup kınası yakılır.
Çorum Adı
Orta Karadeniz bölümünün, iç Anadoluya komşu ilimizin tarihi kesin olarak bilinmiyor. Yıldırım Beyazit zamanında topraklarımıza katıldı. Çorum ismi tarih öncesine dayanır. Türk boyları Anadoluya geldi. Çorum anadolu’ya bağlıydı. O zaman ismi Nikonya idi. Kent büyük bir zelzele
ve sel felaketine uğramış, yerle bir olmuş. Müslümanlık dinini kabulu bu felaketin sonunda oldu. Yerli halka cürümlü denildi, zamanla bu sözcük değişti.Evliya Çelebiye göre ise kentin adının Çorum ve Çevri-Rum deyişlerinindeğişmesi sonucudur. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi sonrası, Türkmenboylarının Çorum ve yöresini otlak ve yayla olarak kullanması yerlihalkın (genelde o tarihlerde Hiristiyan'dır) göçe zorlanmış olması Evliya Çelebi’yibir bakıma haklı çıkarır gibi olmaktadır.

KONYA
Konya Frik, Asur, Lidya, Pers, Makedonya egemenliklerinden sonra Romalıların eline geçti. İsa’dan sonra Hıristiyan Azizlerinden St. Paul kenti ziyaret etti. İşte bu olaydan sonra şehir bir dinsel merkez olarak gelişti. Hıristiyanlar bu şehre “İkonyum” adını verdiler. Anlamı; “İsa’nın tasviri” demekti. Yezit Bin Muhallit şehri ele geçirdi. Yezit Bin Muhallit Harun Reşit’in komutanıydı. İlk iş şehrin adını değiştirmek olur. Şehri ele geçiren Arap-İslam Devleti şehre, “Kuniye” adını verdi. Bu ismin Türk diline en yakın çevrilişi Konya olarak belirlendi.


AĞRI
Ağrı şehri ismini kendi sınırları içindeki “Ararat”dağından alır.
Çok eski yıllarda yeryüzünde bir su baskını oldu. Nuh Peygamber tufandan kurtulmak için bir gemi yaptı. Eşlerini ve üç oğlunu yanına aldı. Her canlıdan bir erkek bir dişi gemisine yerleştirdi. Gemi tufandan sonra Cudi (Ağrı) dağının doruğunda kaldı.
İçindekiler ölümden kurtuldu.
“Sonsuzluğa doğru kalkacak
Sihirli bir gemi gibisin
göklerde demirli”
Ahmet Muhip Dranas
Zamanla halk dilinde Ararat sözcüğü değişti, kısaldı, “Ağrı” haline döndü.

BALIKESİR
Balıkesir’e 2006 yılında gelen deneyşmli Vali Sayın Selahattin HATİPOĞLU Fransızca bilmekte. Balıkesir ili hem Ege, hem de Marmara Denizine kıyısı olan bir şehrimiz, önemli doğa harikaları ile çevrilidir. Kuşcenneti Milli Parkı (A) Sınıfı Avrupa Diploması’na sahip olup, görülmeye değer eşsiz yerlerimizden.
Deniz, kum, güneş yanında; tarih, termal kaynaklar, yemyeşil zeytin ve çam ormanları, bitki türleri, Kazdağları’nın efsanevi güzellikleri ve bol oksijeni ile dünyanın en güzel, en sağlıklı turizm çekim merkezidir. Ayvalık, Antandros, Adramytteıon gibi antik şehirler, açık hava müzesi görünümleriyle her türlü turizm hareketliliğine olanak sağlar. Turizmde ilk planlı çalışlma Balıkesir’in Erdek, Akçay, Ayvalık ve Burhaniye gibi yerleşim birimlerinde başladı. Bu özellikler Balıkesiri gerçek anlamda diğer turizm cennetlerimizden ayırır, önemli kılar. Balıkesir İşletme Belgeli Tesis bakımından (82 tesis) Türkiye’de 7.sıradadır.
Susurluk çayının kollarından Kazanpınar deresi üzerinde kendi adını taşıyan ovanın batı kıyısında kurulmuş. Çok sevimli ve ünlü bir ilimiz. Burası MYSIA adıyla bilinir. Roma Selçuklu egemenliklerinden sonra Osmanlı topraklarına katıldı.
Karesi Beyliği’nin kurulduğu İlin, Merkez ve çevresinde tarihi kalıntılar, konaklar, camiler, türbeler, kiliseler ve eski dönemlere ait şehir merkezleri bulunur.
Daha sonra Balıkesir adını aldı. Şehrin adının “Eski Hisar” anlamına gelen “PaleoKasto” dan türediği sanılıyor. Halk arasında dolaşan söylentilere göre ise Balıkesir sözü “Balı çok” anlamına geliyor. Bilindiği gibi balı da ünlüdür.
MİLAS ve BODRUM
Ünlü tarihçi Heredot Bodrumludur
Bodrum yöresinde mandalina bahçeleri yok olsa da düğün gelenekleri halen sürüyor. Koskocaman develere çeyizler yüklenir. Deve gelinden de güzel süslenir. Devenin iki yanından bohçalar heybeler sarkıtılır. Saygın biri devenin önünde yürür. Davul zurna ile devenin peşinden tepsiler içinde kırmızı kurdelelerle bağlanmış tepsiler sıralanır. Çoluk çocuk neşeyle yürünür.
Kına geceleriyle bir hafta süren davet yemekleri; dolmalar, keşkek, tatlılar ve turşular masalarda eksik olmaz. Ot yemekleri ününü her zaman korur. Bodrum düğününde ortaya çıkıp oynayabilmek için çalgıcı masasına para bırakmalısınız. Eskiden bu yana devam eden bir gelenektir bu.
Ahşap işlemeler, ipek dokumalar, taş evler Kızılağaç köyünde yaşayanların dünyasını oluşturur. Milas kilimleri konukları büyüler. Kızılağaç için Labranda antik kente doğru gitmelisiniz. Her isteğinize boyun eğen sevdikleriniz; sizi bu ziyaretten yoksun bırakmazlar diye düşünürüm.
Şimdi Bodrum’da üniversite gençliği var, Muğla Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile bir kaç yıldır öğretime başladı. Dileğimiz bu eğitim ve öğrenim içinde Milas Kilimlerinin ayrı bir yeri olması.

Bodrum Adı
İlk çağ adı Halikarnasostu. Bizans, Rodos şovalyeleri ve Menteş Beyliği egemenliği altında kaldı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Rodos ile birlikte Osmanlı topraklarına katıldı.
Bodrum Efsanesi;
Bodrum’un hemen yanında Bardakçı koyu vardır. Eski çağlarda burada duru bir göl varmış. Gölün suyu yemyeşilmiş. Mersin ağacından taraklarla saçını tarayan Su Perisi bu gölde yıkanırmış. Bir gün yakışlıklı bir genç Su Perisini görrnüş. Aşık olmuş. “Bizi kavuştur” diye dua ediyormuş. Tanrı bu iki sevdalıyı birleştirmiş. Tek beden, iki kafa olarak orada yaratık olarak kalmışlar. Yaşamları sona erince, Kaplankaya adı verilen bölgeye gömülmüşler. Bir de anıt yapılmış. Sonradan o güzel yöre evlerle dolmuş
BURSA
Türkiye’nin beşinci büyük şehri Bursa’dır. Eski çağlarda Bitinye adı verilen bölgenin başşehriydi Bursa. Bursa’yı kuran da Bitinya Kralı Prusias’tır. Önce Bursa’nın adı “PRUSA” oldu.
Günümüzde Bursa bir sanayi şehridir. Ama benim izlenimlerimi almak isterseniz, bursa benim için eğlence merkezimdir. Hem eğlenirim hem de dinlerim. Eşim ve çocuklarımla çoğu zaman alış verişlerimi bile arabamızla geçerken otoban üzerindeki o çok güzel sunum yapan mağazalarından alırız. Kaplıcaları sıcacık suları, kış aylarında Uludağ’ı sanki Türkiye için bir nimettir.İstanbul’da bir hafta sonu planı yapmak, dostlarla mutlu birkaç gün geçirmek Bursa’ya gitmekle mümkün olur. Sizlere de bu tür planlarda söz hakkı verildiğinde Bursa’ya gidelim diyebilirsiniz. Hayvanat Bahçesi. Kır kahveleri, sokak araları en sevdiğim mekanlarıdır. Sizlere türbe ve tarihi camilerinden de söz etmek isterim, ama oralara mutlaka gidip göreceksiniz diye düşünüyorum. Bir imza programı içinde Bursalı gençlerle ve çocuklarla tanıştım. Belediye’nin Kütüphanesinde yapılan bu etkinlik bana Amerika’daki kütüphaneleri anımsattı. Etkinlik, imza, çocuklar ve kitaplar her şey özenle hazırlanmıştı. Bu kuruluşta çalışan insanlar çocuklara kitap sevgisi verebilmek için özenle seçilmişti. Çocukların ve gençlerin kitaba olan sevgilerini görmem de unutamayacağım anılarımın arasındadır. Gelin hep beraber Bursa’ya bir KÜLTÜR ve etkinlik şehri diyelim
SÖYLENTİ
Polifemos, Hylas ve savaşçı Herakles çok iyi arkadaştırlar. Birlikte savaşa katılırlar. Mudanya’ya(Mirlea- o günkü adı) ulaşırlar. Herakles bir şanssızlık yaşar; küreği kırılmıştır, yerine yenisini yapmak zorundadır. Mudanya’da bir ağaç dalına uzanır, onu kürek yapmak için keser.
Hylas, arkadaşı kürek yapmak için uğraşırken, su aramaya gider. O kadar uzaklaşır ki ormanın içinde kaybolur.
Yakışıklı ve güzel bir genç olan Hylas’e aşık olan su perileri onu saklamışlardır. “Hylas! Haylas” diye bağırarak ormanın içine dalan arkadaşları, günlerce dolanırlar. Ne yazık ki bulamazlar. Herakles yoluna devam etmek zorundadır.
Polifemos’un arkadaşına kavuşma umudu kaybolmaz. Herakles umudunu kaybetmiş bir şekilde yoluna devam eder. Polifemos mutlaka bulacağına inanır, orada kalıp aramaya devam eder. O bölge Polifemos’un gelecekte yaşayacağı yer olur. Yöreye yerleşir. Önce ova üzerinde KİOS şehri daha sonra PRUSA kurulur. Yani o şehir bu gün BURSA şehridir.
MAGNESYA-MANİSA
Ege bölgesindeki Manisa’nın ismi çok büyük değişimlere uğramadı. Yunanca olduğu sanılan “Magnesya” sözünden geliyor. Türklerin koyduğu Manisa ismi önce “Magnesya” olarak söyleniyordu.
Şehri Süleyman Şah ele geçirmeden önce sırasıyla; Lidya, Pers, Makedonya, Rama ve Bizans egemenliklerinde kaldı. Bu şehir Birinci Haçlı seferlerinden sonra bir kez daha Bizanslıların eline geçti. Anadolu Selçuklu Devletinin Uç beylerinden biri olan Saruhan Bey tekrar ele geçirdi. Anadolu Selçuklu Devletinin de son yıllarıydı, alınan şehir başkent yapıldı. Manisa daha sonra Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.
EFSANE-AĞLAYAN KAYA
Manisa’daki ağlayan kayanın Kral Tantalos’un kızı Niobe olduğuna inanılır. Niobe’nin on iki çocuğu vardır. Çocuklarıyla gurur duyar, başkalarını küçümser. Onları çok üstün görür. Leto çok kıskanır. Çocukları Artemis ve Apollondan Niobe’yi cezalandırmalarını ister. Böylece onlar Niobe’nin çocuklarını öldürürler.
Niobe’nin acısı sonsuzdur. Acıyı dindirmek için Baştanrı Zeus Niobe’yi kaya haline dönüştürür. O gün bu gündür, acısı dinmez, halen kayadan yaşlar gelir.


AKÇAABAT
Şirinliği ile ünlü olan Akçaabat herkesin görmesi gereken bir yerleşim yeridir. İsmini ünlü kalesinin beyaz renkli taşlarından alır. Akçaabat kalesi zamanında limanı korumak için yapıldı.
AKÇAABAT ÖYKÜSÜ
Bizans’ın tekfuru çocuk sahibi olamıyormuş. Bir gece ilginç bir rüya görmüş. Rüyasında kapkara sakalları olan bir papaz ona; “senin bir kız çocuğun olacak. Ama onu hiç güneşe çıkarmayacaksın, güneşe çıkarırsan sararıp solacak. Çocuğun hiç güneş görmemesi lazım” demiş.
Bir gün Bizans tekfurunun gerçekten bir kız çocuğu olmuş. Çok sevinmişler. Çaresiz tekfur, kalenin içinde hiç penceresiz bir oda inşa ettirmiş. Kızını bu odaya koymuş. İçeri güneş giremiyormuş.
Günler geçmiş, tekfurun kızı büyümüş.
O yılların birinde Selçuklu Türkleri kaleyi kuşatmışlar. Bir türlü kaleyi ele geçiremiyorlarmış. Sonunda yeraltından bir tünel kazmaya karar vermişler.
Tekfurun kızı kazılan bu tünelden gelen yakışıklı bir askeri görünce, şaşırmış. O an âşık olmuş. “Beni buralardan al götür, yakışlıklı asker “diye yalvarmış. Meğer asker de, bir bakışta kıza âşık olmuş. Kızın yalvarmalarını yanıtsız bırakması olanaksızmış.
Askerle tekfurun güneş görmemiş kızı birlikte çıkmışlar. Kız bir anda kendinin gün ışığının içinde bulmuş. Sararıp solmaya başlayan kız; yanındaki askere hayran hayran bakarken, ne yapacağını bilememiş. Birkaç adım sonra da ölüp kalmış.
Kızın öldüğü yerde beyaz zambaklar bitmiş.
Kaleyi ele geçiren Türk komutanı kızın öyküsünü dinlemiş. Çok üzülmüş. Kızın öldüğü yere taşları bembeyaz bir türbe yaptırmış. Zamanla herkes bu türbede adak yapmaya başlamış. Özellikle sevgilisine kavuşmak isteyen âşıklar gelirmiş. Daha sonra o türbenin etrafında evler kurulmuş.
İşte o yöre Trabzon’a bağlı, Akçaabat ismini alan o şirin yerleşim yeri olmuş

ANKARA
Ankara bir zamanlar bağlar bahçeler diyarı bir yöreydi.
Anakara’nın adı Engürü olarak geçer. Ankara sözünün üzüm anlamına geldiğini Engür sözünden türediğini söyleyen kaynaklara rastlarsınız.
Yunanca’da koruk anlamına gelen “Agurida” sözü de vardır.
Hint-Avrupa dilinde “eğmek “ anlamına gelen ANK
Sanskritçe’de “Kıvrıntı” anlamına gelen “ANGAB” sözü var.
Latince’de “çengel” anlamına gelen, “ UNCUS” sözünden türediğini savunanlar da var.
Frigya’da da “ANK” sözcüğü var.
Engebeli, kıvrıntı sözcüğünden aldığını kabul etmek en mantıklısı gibi görünüyor.
Sırasıyla Ankara; Ankrya, Ankura,Ankuria, Angur, Engürü, Engürüye, Angare, Angora, Ancora, ve son olarak da ANKARA ismini aldı.
ANTAKYA
İsa’dan önce 4000 yıllarından söz ediyoruz. Şöyle bir düşünüp, ne kadar eski bir yerleşim yeri olduğunu kabul edebilirsiniz.
Kurulduğu günden beri de üzerinde yaşam olan bir şehir.
Antakya’da önce Hititler yaşamaya başlıyor. Antigonos büyük bir general, bu büyük general, önce Suriye ve ardından Antakya’yı işgal eder.
Antigonos Makedonya kralı Büyük İskender’in Generallerindendir. İşgal ettiğinde, Antakya diye bir şehir yoktu, toprak vardı.
İsa’dan önce 300 yıllarında Makedonya Kralı Seleukoz Antakya’yı kurdu. Siz de olsanız belki onun gibi yapardınız, kurduğu şehre babasının ismini verdi. ANTİOKHİA şehrin adı oldu. ANTİOKHİA zamanla çok büyüdü. Başşehir olmayı başardı.
Bizanslılar, Romalılar ve Yunanlılar bile bu şehri ele geçiremediler. Çin ve Doğu Türkistan’dan gelen ticari kervanların kavşak noktasıydı. Çok önemli bir şehirdi.
Yavuz Sultan Selim Antakya’yı 1515 de Osmanlı topraklarına kattı.
GÜZEL “İSKENDERUN”
Antakya’dan söz edip de, güzel İskenderun’dan söz edilmez mi?
Deniz kenarında şirin bir yerleşim yeri. İskenderun’u da Büyük İskender kurdu. Antakya’dan bir yıl sonra kuruldu. Yani 1516 da.
İsmini kurucusundan alır. Önceleri ismi, Küçük İskender’di, yani Aleksandria Minor. Mısır’da da İskenderiye şehri vardı, onu da İskender kurmuştu. İskenderun’a küçük denmesinin nedeni ikisinin birbirine karışmaması içindi. Çok güzeldi, ama gerçekten küçüktü.






EDİRNE
Edirne yalnız Edirnelilerin değil. Türkiye’ye adım atan her yabancının bizleri tanıyabileceği bir yerleşim yeri.
Eski adı Odris olan Edirne önemli bir şehrimiz diye düşünüyorum. Bu günkü Edirne daha özel, bakımlı olabilir. 21. Yüzyılda yaşarken Edirne yalnız bırakılmamalı. Biraz sanat, biraz gözü mutlu eden düzenlemelerle hoşlanılacak bir hale getirilmeli.
Göbekler, yol çizgileri, Avrupa şehirlerindeki gibi dönüşleri gösteren renkli oklarla hemen anlam kazanabilir. Edirne’ye her gidişimde Brüksel’in Tervuran kasabasını hatırlarım. Tervuran çok sevilen bir yerleşim yeri olmasına rağmen Belçikalıların gözdesi değildir, ama dışardan gelen yabancıların çok ilgisini çeker. Keşke Edirne başkanları Tervuran ile Edirne şehrini kardeş yapsalar. Birbirlerinin güzelliklerini paylaşsalar diye düşünürüm. Biraz düzenlemeyle oradan çok daha güzel olabilecek bu önemli şehrimizin kalbimde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Selimiye Camisi çevresindeki karışıklık Kapalı-çarşısının güzelliğini bile unutturacak hale getirebiliyor. Bence Selimiye Camisinin etrafı sokak satıcılarından ve kargaşadan arındırılmalı. Caddelerde ve sokak aralarındaki su sızıntıları, ıslaklıklar, çağa uymayan trafik akışı düzenlenmeli diye düşünüyorum.
Edirne’yi sevenler mutlaka onun güzelliği için binaları yıkmadan, yeni binalarla güzel tarihi şehri boğmadan da bir şeyler yapabilirler.
İSMİ NEREDEN GELİYOR
İkinci Yüzyılda yeniden, Hadrianus tarafından kurulduğu için adı; Hadrianopolis olarak kabul edildi.
İsim yanına eklenen ek (opolis) şehre, “onun şehri” anlamını verir. Kendi adıma bir şehir kurmaya karar versem, bu kurala uyarsam adının “Filizopolis” olması gerekir. Yani filiz’in şehri. Sizler de kendi isimlerinize göre şehirler kurabilir, o şehirlere isim verebilirsiniz.
Trakya’da, İstanbul’dan sonra en büyük şehrimiz Edirne’dir. İlk kez kurulduğunda ismi Odris olan Edirne, Tunca ve Arda ırmaklarının birleştiği yerdeydi. Roma ve Bizans egemenlikleri altında kaldı. Birinci Murat zamanında Bizanslılardan alınıp Osmanlı ülkesine katıldı. Batılı kaynaklarda uzun zaman ismi; Adrianopolis olarak görülür. Bu günkü ismini Osmanlılar verdi.

Bu İsim Ona yakıştı
Sino, Germanicia, ve Markasi gibi isimler aldıktan sonra Maraş olarak bilindi. Hititler tarafında kullanılan Markasi sözcüğünün halk dilinde değişerek Maraş olduğu düşünülüyor.
Asur, Pers, Makedonya ve Kapodokya Krallıklarından sonra Romalıların eline geçti. Romalıların şehir için kullandıkları isim Germanicia idi. Bu isim Roma imparatoru CALLİGULA’ya ile eşleştirildi-Germanikelia. Kahramanmaraş Bizans ve Arap egemenlikleri altında kaldı. Maraş adının Arapça “zelzele-titreme” anlamına gelen “Re’aşa” filinden türeyerek olduğunu savunanlar da var. Şehir daha sonra Selçukluların eline geçti. 1515 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde şehrin adı Zülkadir sözcüğü ile de kullanıldı.
Birinci Dünya Savaşından sonra İngilizler Maraş’ı işgal edip Fransızlara teslim ettiler. Şehrin kahraman halkı savaşıp, 11Şubat1922de Şehri düşmandan kurtardı. Bu kahramanlığın anısına çıkarılan bir yasayla Şehre KAHRAMAN sözcüğü eklendi.

Tarihin çok eski zamanlarında burada Tumanna isimli bir şehir vardı. Gas-Gas adlı savaşçı çok iyi ata binerdi. O kavimdekiler daima siyah deri giysiler giyerdi. Sümer ülkesinin kuzeyindeki yurtlarını terk edip, Asur Devletinin kurulmasıyla daha güneye geldiler. Geldikleri ülke Tumana idi. Batılı uzmanlara göre bu isim; Gas ve Tuman sözcüklerinin kaynaştırılmasıyla doğdu. “Gastuman” şeklini aldı.
Kastamonu sözcüğü de işte böylece “Gastuman” sözcüğünden türetildi.
Bir Efsane
1124 yılında Melik Gazi Gümüştekin tarafından Kars kalesi kuşatıldı. Melik Gazi Alpaslan’ın komutanlarındandır. Haftalarca süren bir kuşatma olmasına rağmen kale alınamadı. Bizans komutanının kızı Moni, savaş devam ederken Yakışıklı komutan Melik Gazi’ye âşık olur.
Genç kız aşkıyla sevgilisine yardım etmek ister. Duygularının peşinden sürüklenip, anahtarları çalar ve kale kapılarını genç ve yakışıklı komutana açar. Böylece kale Türklerin eline geçer. Durumu öğrenen Bizans tekfuru, Gümüştekin’in canını bağışlar, kızına da bir zarar vermez, ama kızının yaptığına dayanamadığı için; “Bana gastın neydi Moni” diyerek, kendi hançeriyle kendi canına kıyar


KIRKAĞAÇ
1350 yılında Türk Kalbuz aşiretleri tarafından kurulur. Kırk çadır kırk ağacının dibinde kurulduğu için adı KIRKAĞAÇ olur.
BİR EFSANE
Bir rivayete göre oğlu lehine tahttan çekilip Manisa’da dinlenmekte olan İkinci Murad’ı, oğlu Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a davet eder. Ancak yolda karısının doğum sancısı tutar. Akhisar’in Başlamış köyünde başlayan bu ağrılar “Kurtulmuş Köyü”nde biter. Çocuk dünyaya gelir.
Sarı Abdullah Mesnevi’yi ilk Türkçeleştiren kişidir. Sarı Abdullah hükümdarın hocasının çok yakın arkadaşıdır. Sarı Abdullah o yörenin ileri gelenlerini de yanına alarak bebeği ziyarete gider. Hediyeler götürürler. Hükümdarı kırk çadırın bulunduğu KIRKAĞAÇ’a davet ederler. Kırk büyük çınar ağacının altında ziyafet verilir. Hükümdar buraya ev yaptıracak olanlardan vergi ister.

AYDIN
Büyük Menderes ovasının tam ortasında. Kendi adını taşıyan dağların, güneyindedir.
Eğitimli gençleriyle her zaman dikkati çeker Aydın. Gençlerin yaşamında önemli yeri olan sınavlarda Aydın’da eğitilen gençler ön sıralardadır. Onları hayranlıkla izlerim.
Aydın yeşilden de kısmetini alan güzel bir şehrimiz. Bu tarım kenti, ne yazık ki şu zamnlarda su sıkıntısı çekiyor. Aydın Valisi Mustafa Malay suyla yatıp suyla kalktığını söylemekte. Akıllı planlarla bu sıkıntıyı hafifleteceğini düşünüyorum.
Aydın önemli üç kaplıcayı bünyesinde barındırıyor. İmamköy ve Davutlar kaplıcaları çok sağlıklı. Önemli mineralleri barındıran kaplıcalardan yararlanmayı bilerek gençleşen ve hastalığına şifa bulanları çok şanslı. Aydın’a uğradığınızda mutlaka Zeus Mağarasına gitmelisiniz. Dilek yarımadası üzerindeki Zeus Mağarası çocuklar için yüzme olanağı sağlayan bir küçük havuza da sahip. Etrafı ağaçlarla çevrili bir yoldan mağaraya ulaşılır. Oraya gitmek çok eğlenceli.
Efeler fakire fukaraya yardım eden, köy yiğitleridir. Delikanlı, efe, zeybek bunlar birbirini çağrıştıran sözcüklerdir. Aydın efelerinin tarihte kahramanlıkları vardır.
Size Aydın’a özgü deyimlerden de söz etmeliyim.; “Pis boğazla, boş boğaz dertten kurtulmaz” “Dağ dağ üstüne olmuş, ev ev üstüne olmamış” sözleri Aydın’a aittir. Benim en sevdiğim deyimlerden biri olan “şekerleme yapmak” “canı çekmek” gibi deyimler de Aydın’a aittir.
Aydın
İlk olarak şehri Argoslular kurdu. Bu günkü ismini Aydınoğullarından Mehmet Bey Verdi. “Aydın Güzelcehisarı”
Zamanla kısalarak Aydın adını aldı. Bu isim Mehmet beyin babasının ismidir. Yıldırım Beyazit Osmanlı topraklarına kattı.
Aydın İnciri
13 Eylül 2007 de Aydın’ın en önemli meyvesi Aydın inciri olarak bir kokteylle tescillendi.

BAYBURT
Ortaçağdaki adı; “Paypert” ya da, “Pepert” idi. Bu günkü adı bu isimlerden geliyor
Doğu Karadeniz bölgesinin iç bölümündedir. Kültür festivalleriyle dünyaya açılan Bayburt uzun zaman Gümüşhane ilinin ilçe merkeziydi. Bayburt’un tarihi çok eskidir. Bayburt’un en büyük özelliği, Selçukluların Anadolu’da ilk ele geçirip yerleşikleri yer olmasıdır. Çaldıran savaşından sonra Osmanlı topraklarına katıldı.
Bana göre Bayburt’ta TURKCE DİL FESTİVALLERİ yapılmalı.
Bayburt’un kendine has sözcükleri vardır. Mahalli sözcüklerinden bir çoğu bu gün değişik yörelerde de sevilerek kullanılır. Bunlardan bir kaçı; süt ve yoğurttan yapılan maddelere Ağartı derler. Bu sözcüğün dilimiz için ne kadar gerekli olduğunu size söylemeliyim. Süt mamullerinin çok olduğu bir ülkede yaşıyoruz böyle bir sözcüğün varlığı Türk diline zenginlik verir.
Yeterince mayalanmamış ekmek hamuruna Anık denir. Hepimizin kullandığı sözcük Bıldır-Gelecek yıl bir Bayburt sözcüğüdür. Cılcıbıl sözcüğü çıplak sözcüğü yerine kullanılır. Tarlayı yabancı otlardan temizleme sözcükleri bile vardır. Kahan bu anlamdadır.
Şaplak sözcüğünü hepiniz duydunuz sanırım, bu da bir Bayburt sözcüğüdür. Bayburt yöresinde kullanılan ve Türkçe kurallara uyan sözcükler dil üzerinde çalışma yapanlara kaynak teşkil edebilir diye düşünüyorum.
Ünlü Şair Zihni’yi yetiştiren şehirde dilin zengin olması doğaldır.
Bayburt Valisi Musa Küçükkurt değerli valilerimizden biridir. İngilizce bilen Valimiz değişik eğitimlerden geçerek bu göreve atandı. Doğal Kaynaklardan biri olan BAYBURT taşına büyük önem veren Sayın Valinin 10 kat fazlalaştırılarak taşın çıkarılması için çalışmalar yaptığı bilinmekte. Bu taşın Pazar sorunu olmaması bizleri heyecanlandırmakta. Belki Sayın Küçükkurt Bayburt’a şairleri, yazarları, dil uzmanlarını davet edeceği bir festivale de öncülük edebilir. Bizler de Junior ekibi olarak bu festivalin içinde yerimizi alırız. Selçuklu egemenliklerinden sonra, Osmanlı Ülkesine katılması Yavuz Sultan Selim zamanında oldu.
İlimiz Doğu Anadolu bölgesindedir. Derin ve dar bir vadinin içindedir. Vadi de ayni isimle anılır.
Şehrin tam olarak kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor . İsminin de nereden geldiği ile ilgili bazı görüşler var. “Bageş” ya da “Paşagiş adı yakıştırılıyor.. Bazıları da Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “ “Badlis” burada bir kale kurar diye söz ediyor.
Bitlis ismi de diğer bir çok şehirde olduğu gibi şehri kuran komutanın ismini alır.

BİTLİS
Arap ve Selçuklu egemenliklerinden sonra, Osmanlı Ülkesine katılması Yavuz Sultan Selim zamanında oldu.
İlimiz Doğu Anadolu bölgesindedir. Derin ve dar bir vadinin içindedir. Vadi de ayni isimle anılır.
Şehrin tam olarak kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor . İsminin de nereden geldiği ile ilgili bazı görüşler var. “Bageş” ya da “Paşagiş adı yakıştırılıyor.. Bazıları da Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “ “Badlis” burada bir kale kurar diye söz ediyor.
Bitlis ismi de diğer bir çok şehirde olduğu gibi şehri kuran komutanın ismini alır.

Hititler Anadolu egemenliğine bu şehirde başladı. Hitit Medeniyetinin başkenti Hattuşaş bu şehirdedir. Çorum bu gün de bir KÜLTÜR ve Sanat şehri.
Özellikle Sungurlu ilçesinden söz etmek istiyorum. Kültür Sanat ve İletişim Festivali için davet edildiğimde Sungurlulular pek çok şair ve yazarı ağırlıyordu. Sungurlu’da bizlere sanatın zevkini yaşattılar. Az olanaklarla çok büyük bir festival düzenlenmişti. Tiyatrodan soylesiye, soylesiden sergiye onlarca etkinliğe katıldık. Festivaldeki etkinliklerle şehir daha da anlamlı bir hale gelmişti. Halkın ve görevlilerin ilgisi görülmeye değerdi. Dönüşümüzde yüreğimizde Çorum-Sungurlu sevgisi yerleşmişti.
“Hattuşa” 1986 yılından beri “Dünya Kültür Mirası Listesi” inde yer alır. Alacahöyük Çorum’a 45km uzaktadır. Eski Tunç Çağı ve Hitit çağında önemli bir dini tören ve sanat merkezi oldu. Alacahöyük’te 4 uygarlık çağı ortaya çıkarıldı. Hititlerin Başkenti Hattuşa kazılarına verilen destek ile “dünyada bir ilk” olarak nitelendirilen proje tamamlandı. Tarihi Milli Park olan ve “UNESCO Dünya Mirası Listesi”nde bulunan Hattuşa’daki Hitit Surları’nın 65 metrelik kısmının orijinal yapısına bağlı kalınarak ayağa kaldırma çalışmasının tamamlanması ile surların tarihi görkemi günümüze taşındı.
Bu güzel şehre, daha fazla yatırım yapılmalı. Sivil toplum örgütleri projelerine koyup şehrin tarihi ilçelerini de sık sık ziyaret etmeli. Boğazköy gibi göz yaşartacak kadar tarihten izler taşıyan yörenin hiç unutulmaması gerektiğine inanıyorum. Okulların da geziler yaparak bu güzel ve tarihi yöreyi çocuklarımıza, gençlerimize tanıtmaları gerekir. Bogazköy’ün, Hattuşaş’in canlandırılması gerektiğine inanıyorum.
Çorum günlük yaşamımızda deyim ve atasözleri gelenekleriyle de var. Çorum’dan gelen özdeyişler çoğumuzun dilinde.

***Acı baldırcanı , kırağı çalmaz,
***Büyük dağın büyük dumanı olur,
***Çirkin bürünür güzel görünür
***Çok söyleme arsız olur, aç koyma hırsız olur
***Düşman düşmana küçük taş atmaz
Kına Gecesi
Çorum’da düğün adetleri de çok ilginçtir. Evliliklerde aileler halen söz sahibidir.
Bu gün size kına geceinden söz etsem sanırım adetlerin ne kadar korunduğunu görebilirsiniz. Cumartesi günü kız evinde herhangi bir saatte “kına yürütme” yapılır. Erkek tarafı iki veya üç kadını bir erkekle beraber kız evine “kınacı” olarak yollar. Bunlar yanlarında kına, kuru yemiş, et, börek, tatlı ve kızın gelinliğini götürürler. Kızın kınada giyeceği kıyafeti de erkek tarafı alıp götürebilir. Ayrıca davul ve zurna da kınacılarla gider. Gelen kınacılara yemek verilir. Kınacılar kızı giydirip süslerler, kızı ortaya getirip oturturlar, yüzüne allı bir yazma örterler, kına türküleri ve ilahi okurlar. Kızı ve orada bulunanları ağlatırlar. Bittikten sonra kızın avucuna para veya altın konup kınası yakılır.
Çorum Adı
Orta Karadeniz bölümünün, iç Anadoluya komşu ilimizin tarihi kesin olarak bilinmiyor. Yıldırım Beyazit zamanında topraklarımıza katıldı. Çorum ismi tarih öncesine dayanır. Türk boyları Anadoluya geldi. Çorum anadolu’ya bağlıydı. O zaman ismi Nikonya idi. Kent büyük bir zelzele
ve sel felaketine uğramış, yerle bir olmuş. Müslümanlık dinini kabulu bu felaketin sonunda oldu. Yerli halka cürümlü denildi, zamanla bu sözcük değişti.Evliya Çelebiye göre ise kentin adının Çorum ve Çevri-Rum deyişlerinindeğişmesi sonucudur. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi sonrası, Türkmenboylarının Çorum ve yöresini otlak ve yayla olarak kullanması yerlihalkın (genelde o tarihlerde Hiristiyan'dır) göçe zorlanmış olması Evliya Çelebi’yibir bakıma haklı çıkarır gibi olmaktadır.

KONYA
Konya Frik, Asur, Lidya, Pers, Makedonya egemenliklerinden sonra Romalıların eline geçti. İsa’dan sonra Hıristiyan Azizlerinden St. Paul kenti ziyaret etti. İşte bu olaydan sonra şehir bir dinsel merkez olarak gelişti. Hıristiyanlar bu şehre “İkonyum” adını verdiler. Anlamı; “İsa’nın tasviri” demekti. Yezit Bin Muhallit şehri ele geçirdi. Yezit Bin Muhallit Harun Reşit’in komutanıydı. İlk iş şehrin adını değiştirmek olur. Şehri ele geçiren Arap-İslam Devleti şehre, “Kuniye” adını verdi. Bu ismin Türk diline en yakın çevrilişi Konya olarak belirlendi.