Yazar

İlgi alanlarım: Yönetim, Sosyal Bilimler, Liderlik, İşletme, Strateji, Örgütsel Davranış, Kişilik testleri, gelişim yöntemleri, Küresel Mevzular, Psikoloji, Teknoloji, İş Yaşamı, Toplum Üye olduğum dernek ve klüpler: Uluslararsı Lions, Kazasker Lions Kurucu Baskanı, Dusod Kurucu Baskanı, İstanbul sakatlar dernegi. Yaşam Tasarım Uzmanı-ICF Üyesi KOÇ Uluslararası Koçluk Federasyonu üyesi Yazar-Maliye Maliyet-Otel Yönetimi- Şirket Yönetimi Uzman Coaching Akademi denge eğitim merkezi sertifikalı

Saturday, December 30, 2006

ZAYIFLIYORUM

Benim zayıflama trenimin vagonları dolması gerekiyor. Bunlar benim sayemde, gayretimle, DENGE Zayıflamadaki doktorlarımın desteği ile olacak.
Denge Sağlıklı Zayıflama Merkezinde zayıflamanın,
diyet yapmanın dışında, sağlıklı zayıflamayı öğreniyorum.
Vücudumun yağ kaybetmesinin zayıflama olduğunu artık iyice kabul ettim.
Diyette başlamadan önce kendi kendinize de olsa bir eğitim süreci tanımanız gerekir.
BU NE?
Diyete başlamadan önce öğrenmeniz gereken bazı şeyler var.. Öncelikle vücudunuz size inanmalı. Onu aç bırakmayacağınızı bilmeli. Bu anlaşmayı yapabilmeniz için eski alışkanlıklarınızdan kurtulmanız gerekir. Diyetisyen ESRA KURT bana bunu sakin sakin kabul ettirdi.
Örneğin kahvalti saatim geldi, ya da erken kalktım. Örneğin bayram sabahı. Erkekler camiye gittiler. Ben evdeyim. Midem de bir kazınma. Normalde iki saat de beklerim daha fazla da. Eskiden şöyle düşünürdüm. Şimdi yersem bir de geldiklerinde yiyeceğim onun için sabretmeliyim...
Bu alışkanlıpımı değiştirebilmek için bir kaç ayımı vermem gerekti.
Peki bayram sabahı ne yaptım?
Dörtte bir elma yedim.
Mideme bir şey gonderdim.
Bir bucuk saat sonra evde olacaklar, kahvaşltı baslayacak.
Çantamın içinde, ya da cebimde daima bir ara öğünüm var.
Mutlaka ziyafet sofrasını beklememe gerek kalmıyor.
Bazen davete de gitsem gitmeden önce gelen bir ara ögünümü yapabiliyorum.
Biz trenimizin bir vagonuna bunu yerleştirelim.
Günü alti öğüne bildük. Yemek aralari dört saati asla geçmemeli, bes saate doğru gidiyorsa yağlar da depolanmaya çıktı demektir. Bunun limiti dört saat.
Önce yemek saatlerine yani altı öğüne alışmak gerekiyor. BUnun aç kalmaktan daha zor bir alışkanlık oldupunu söylemeliyim. Ama zamanla bu zevke bile dönüşebiliyor. Şöyle de diyebilirim size yaşam sevinci bile verebiliyor.

Friday, December 29, 2006

OTOBÜSÜN İÇİ


Kitap kokan otobüs

YURDANUR SEVER ŞANSI EŞİTLEYEN EĞİTİMCİ

MOBİL ANA OKULU

Bana çocukluğumu hatırlattılar. Çanakkale Cumhuriyet İlkokulunun sınıfları yetersizdi.
Bahçeye kocaman bir baraka kurmuşlardı. Ben o barada okudum. Oyun gibiydi yaşam. Yuvarlak bir sınıfın içinde çocuklar...

ÖNCE AYAKLARINIZA POŞET GİYMELİSİNİZ

YURDANUR SEVER ve DENİZ YILDIZI ÖYKÜSÜ

Bir otobüsten anaokulu olur mu demeyin. Yurdanur Sever Mobil ana okulları için kolları sıvadı. Bu projenin gelişmesinde katkısı olan bir eğitimci
. Kazasker Lions olarak biz onun yanındaydık. Yine bir yılbaşı partimizi MOBİL ANA OKULUNDA kutladık. Okullardan ilkler. Daha sonra projeye çok seven Üsküdar Belediyesi Ana Okullarını sıraya dizdi. Yurdanur Sever ilk olmasını çok önemsedi, bazı basın organları Üskğdar Belediyesinin ilk oldupunu yazmış olsa da o hiç mutsuz değil. Önemli olan DENİZ YILDIZLARININ çoğalması
onun düşüncesi. Ceyahan Canoğuz, İnci Meriçer ve ben kulüp arkadaşlarımızın da desteği ile partideydik. Çocuklarla beraberdik. Şarkılarını ve şiirlerini dinledik. birlikte pastamızı kestik.

Wednesday, December 27, 2006


AYTUL AKAL'IN kitabı tanıtım sunum anında çekilen bir resim.
O GÜNÜN ANISINA BİR ŞİİR YAZMAK GELDİ İÇİMDEN. ŞİİR DENİRSE TABİ...

ŞANSLI OLACAKSIN
Kitap bile olsan şanslı olacaksın.
Karşında yazarlar titreyecek otururken.
Sana umut bağlayacak koskoca bir kent.
Yüze yakın kalem ayni duyguyu taşıyacak yüreklere.
Kitap bile olsan şanslı olacaksın...

Senin için anketler yapılacak,
Resimlerine koca koca afişler.
Bayraklarla karşılanacak
Plaketlerle uğurlanacaksın
Kitap bile olsan şanslı olacaksın.

Okuyucuların sırada bekleyecek...
Yüze yakın yazar imzasıyla süsleyecek.
Kitap bile olsan şanslı olacaksın
bu devirde.

Kitap bile olsan bu devirde
Kavgadan, dövüşten
Savaştan nefret edeceksin.
Kitap da olsan; şiddetten uzaksan eğer,
Övülerek başlara tac edileceksin.
Filiz Tosyalı

ADAPAZARI VALİSİ SAYIN
NURI OKUTAN'IN
BİZ YAZARLARA
VERDİĞİ DAVET
Resme büyütüp bakabilirsiniz...


MENÜYE BAKAR MISINIZ?
LÜTFEN BÜYÜTÜP OKUYUN
YEMEKLERİ

Bu fotoğrafta çok önemli yazarlar var. Bir münübüsün içinde gittiler geldilerü ama düşünüyorum da ya hepsine birden bir şey olsaydı... Çocuk yazını büyük bir kayıp yaşardı. Bir daha onların hepsini ayni ceviz kabupuna koymamak lazım. Burada Handan Derya'dan söz edeceğim. Yeşil kazaklı. Gençö kız gibi gülümseyen. Genç kalmış çocuklarla uğraşırken. Pırıl, parıl, şarıl, gürül bir yazar. Onu çocuk kştaboı yazıyor diye düş kuruyor sanmayın. Gider, kalır, araştırır ve yazar. Turva'yı da öyle anlattı son kitabında. Ben de Çanakkaleli olmaktan gururlandım.
Bakin MAVİSEL YENER...
Hangi yarışmaya girse ödül alır. Herkesin beğendiği bir kalemi var. Dokunsa beğenilir. Yani güçl, bir yazar. Bu grupta Nor İçözü, Mehmet Atilla, Bekir Yurdakul, Ayla Çınaroğlu, Ayşen Özenç, Bilgin Adalı gibi çok değerli yazarlar var. Resimleri geldikçe eklemeyi planlıyorum

Bu üç çalışkan yazara dikkat edin. Birinci Aytul Akal onu kitaplarindan tanıyorsunuz. Kıvoırcık ve sarı saçlı olan, konu çocuklar olunca tuttuğunu koparan, koparırken incitmeyen cinsten. Mavi kazaklı olan, Yazar Çiğdem Gündeş, bakmayın oturuyor koşturmaktan ayakları ağrıdı. Canla başla bu projede imzası olan gerçek bir insan. Nilay Yılmaz, kşmbilir gene neler yazmayı planlıyor. Biraz sonra bir kağıt kalem bulup yazmaya başlayacak. O yazar da bir kitaptan söz ederse okuyucu onu mutlaka okur. O da HANI HER SEY OYUNDU diyenlerden.

Şiddete Karşı Gerçek Bir Çalışma


HANİ HER ŞEY OYUNDU KİTABININ MİMARI nasil da rahat proje başarıyla sonuçlandı diye...
Ercüment S Özçakır ve Ümit Kireçci'yi unutmamak lazım. Ayşe Çekiç, Ayşen Özenç unutulmamalı
Koskoca bir kitabı hazırlamak çok zor, ama birlik ve beraberlikle her şey oluyor... SONUNDA ÇOCUKLAR VARSA... Ve onlarca yazar...
Gülten Dayıoğlu, Mehmet Güler, Zehra Ünüvar, Savaş Ünlü, Şükram Kara ... Yüze yakın yazar; Yalvaö Ural, Nuran Turan, Günsel Cantürk, Miyase Sertbarut, Ayla Kutlu, nazire Kutsal, Gülsüm Cengiz, Hamdullah Kçseoğlu, Özgür Sinan, Seviye Merih, Nevzat Süer Sezgin, Nihat Vuran, İpek Ongun bu yazarlardan bir kısmı...

Sunday, December 24, 2006

P?R?NÇ YE

BİR YABANCI TELEVİZYONUN KONUGU OLMAK


Bir günlüğüne İsveç... Tuürkçe konuşmak ve Türkçe seslenmek bir yeni yıl tebriği kadar kısa olsa da

İSVEÇ STOKHOLM


Nasil bir yeni yıl hazırlığında dersiniz STOKHOLM'DE OLMAK...

Brüksel ışıl ışıl
Bir coşku yaşanıyor yeni bir yıl, yeni bir heyecan... Soluğum biraz da orada atıyor.

Saturday, December 23, 2006

YENİ YILA GİRERKEN


Galiba çabuk geçiyor yıllar,

Su gibi akıp giden zaman.

Monday, December 18, 2006

SU KABAĞI SEÇİLDİ HERKES ONU KONUŞUYORBlogcular yazıp çiziyor...
Kabak konu olunca dayanamazdım 8 milyon su kabağı tohumu dağıtarak Ülke sevgisi aşılamaya çalışan bir yazar olarak yemek tarifimle beraber tabi ki bir kabak öyküsü yazmak zorundayım. Su Kabağı televizyon ve Radyo programı(156 adet)
İstanbul İletişim Fakültesi ve Özev Vakfindan iki ayrı ödül,
250den fazla konferans, bir müzik kitabı.
Marifet Teyze Mutfağında süslenmiş püslenmiş kabağı görünce dayanamadım.
Kabak deyince su kabağı, su kabağı deyince akla ben gelirim... Googel'a gir gör....
Bir yazar olarak sanırım hakkım doğdu.


GERÇEK ÖYKÜ:Çin de ve Japonya'da çok yıllar önce fakir öğrenciler ellerine bir bal kabağı alıp içini boşaltırlar ona güzel bir kapak yaparlardı. Kabak bir fener olurdu. İçini bal mumuyla döşedikten sonra, mumun kırkta biri kadar ışık veren ateş böceklerini yapıştırırlardı. Fakir öğrenciler bu fenerlerle derslerini çalışır kitaplarını okurlardı.Ne yazık ki dünya her zaman kötü insanlarla da dolu. Şu anda Birleşmiş Milletler Müzesinde, Java'da kullanılmış bir fener sergileniyor. Bu fenerin ne işe yaradığını merak edebilirsiniz. Hırsızların kötü amaçla kullandıkları bir fener o. Ev sahibi uyanmasın diye kapağını kapattıklarında içeriye ışık sızmasa da sonunda yakalndılar. Bu olay feneri ünlü ve unutulmaz yaptı.
KABAK KABUĞU YEMEĞİYemekle ilgili ip uçları;
1- Kabak yemeği yapacağınız gün bu yemeği çöpe atacağınız kabuklarla yapabilirsiniz. Kabakları sıyırmayıp soymanız gerekir.
2-Siz siz olun bu yemeğe değişik tatlar eklemeye kalkmayın. Lezzetini alamazsınız3- Yemeğinizin çok az olacağını düşünmeyin, yanında başka yemeklerle kullanacağınız için size yetecektir.
MALZEMEÜç adet mücver yapılan kabak
6 diş sarımsak3 adet domatesyarım kahve fincanı zeytinyağı
2 adet kesme şeker1 tutam tuz
Kabak Kabuğu Yemeği Yapılışı Kabağın kabuklarını 1cm eninde şeritler halinde kesin. Bu kabukları yine birer santim uzunluğunda parçalara bıçakla ayırın. Düdüklü tencerenin dibinekoyun. Bütün malzemenizi üzerine bırakın. Sarımsaklar ince ince kıyılmış, domates küçük küçük kesilmiş olsun. Şekeri, tuzu ilave edin. Zeytinyağını da üzerine gezdirin. Düdüklünün kapağını kapatın. Düdüğü indirdikten sonra, yani öterken beş dakika pişirin. Kayık bir servis tabağına alın, tabağın düz olmasına dikkat edin.

Saturday, December 16, 2006

SAKARYA VALİLİĞİ

SAKARYA VALİSİ
SAYIN OKUTAN'IN
Konuğu olduk Sakarya'da... Mükemmel ağırlandık.
Bir hafta sonra fotoğraflarıyla size uzun uzun Hani Her Şey Oyundu projesini anlatacağım. Şiddete karşı kalemlerini oynatan yazarların birlikte ürettikleri harika bir projeden söz edecğim. Fotoğraf makinemdeki fotoğraflarımı aktarma şansım olduğunda anlatacağım

Tuesday, December 12, 2006

Hani Her Şey Oyundu

Türkiye'nin çocuklarına gönül vererek kaleme sarilan yazarlarinin birlikte ortaya çıkardıkları eser de bir öykümle yer almak beni de mutlu etti. Sakarya Valiliğinin desteği ile yayin yaşamına giren kitabın tanıtımı 15 Aralık Cuma günü Adapazarı'nda özel bir törenle yapılacak. Hedef, şiddete karşı görüşleri sergilemek. Öyküler, şiirler, özdeyişler çizgilerle sunulan anlatımlar...
Güzel bir kştapta güzel bir beraberlik...

Sunday, December 10, 2006

GÜMRÜK VE BEN

GÖRÜYORSUNUZ YAZAMIYORUM
Fotoğraf makinemin kordonunu yani aktarma kordonunu kaybettim. Gümrükte adeta işkence çektim. Bir çok şeyi valizimden bırakmak zorunda kaldım. İki kilo için bile izin vermeyen Almanlara çok kızdım. Beni elime bir kağıt tutuşturup iki kilo yük için başka gişeye gönderen Türk kızımıza hayran olmamak mümkün değildi, sonunda olan bana olsa da...